ÖNE ÇIKAN HABERLER

Yazar Yiğit Caner Ertoşi İle Röportaj
Eklenme Tarihi: 29 Nisan 2018, Pazar 14:09 - Son Güncelleme: 29 Nisan 2018 Pazar, 14:09
Font1 Font2 Font3 Font4



Yazar Yiğit Caner Ertoşi İle Röportaj
Sıradan bir mimar gibi bakma hayatına,"Mimar SİNAN" kadar özel dokun eserin yaşantına.

S. Serra Erdoğan : Merhaba, ilk olarak kendiniz hakkında bizi biraz bilgilendirir misiniz?

 

Yiğit Caner Ertoşi : 1990 yılında, Van da doğdum büyük ve köklü bir ailenin tek erkek çocuğu olarak dünyaya gelmem şansımken, büyük problemlerin hayat sınavım olması da şansızlığımdı.  İkizler burcu olmamın bunlarla hiçbir alakası yoktu tabiki de, o başka bir konu. 19 yaşımda CA San Francisco / San Rafael de“Dominican Of San Francisco University” de hazırlık okudum tanışmış olduğum yanlış çevre ve arkadaşlıklarımdan ötürü İstanbul'a geri döndüm. Ailemin maddesel teklifleri cazibeli geldiğinden dolayı üniversite sınavına girdim, “Beykent Üniversitesinde”  dört yıllık iç mimarlık bölümünü kazandım ve yanlış arkadaş ve çevre edinme konusunda Master yaptım.

 

S. Serra Erdoğan : Sizce yazarlık nedir ?

 

Yiğit Caner Ertoşi : Bence yazarlık nedir? den çok neremdedir daha önemlidir benim için.

Yazarlık benim için, okuyucularımın Allah ve melekler kitlesinden oluştuğu, ilk olarak cezaevinde kendime yazdığım, kapalı mektuplarımın bilinmeyen kariyeridir.

 

S. Serra Erdoğan : Hayatınızda en fazla iz bırakan olay veya durum nedir?

 

Yiğit Caner Ertoşi : Yazarlar ve ressamları küçümserken, kendimi yazar ve ressam olarak bulmamdır.

 

 

 

S. Serra Erdoğan : Kitabınızı nasıl yazmaya karar verdiniz ? Kitabınızın içeriğinden biraz bahseder misiniz ?

 

Yiğit Caner Ertoşi : Psikologomun kendine kendini yaz demesiyle başladı yazma yeteneğimin olduğunu keşfetmem. Kendimi yazmak kadar zor olmadı hiç bir şey benim için bu hayatta. Yazdıkça yazmak istedim aynaya bakıp söylemediklerimi kağıda döküp okuyabildiğimi fark ettim, benim aynam yazdığım kitabımdı ve bu ayna masallardaki gibi güzel olduğumu söylemiyordu bana, benden daha çirkini yoktu bu dünyada.

Kendimi güzel bulana dek yazdım, güzel bulmak için yüzümde ve kalbimde çok yaralar açtım kapanmayan yaralarımdan bahsetmiyorum, kapanmış izi kalan yaralarımdan söz ediyorum hepsini sırasıyla bir kez daha açtım kanamasını sağladım. Kanayan yaramı son damlasına kadar akıttım yerine yeni kan depoladım.  Kitabımın konusu 3 yaşımda iken annem tarafından 1 yıl tuvalete kitlenmemi anlattığım psikoloğumun “abartma lan” demesi ile başlıyor ve sansürsüz bir gerçek yaşamın törpülenmeden yazılmış bir gencin en hızlı en tutkulu en dibe vurmuş hayatını ele alıyor. 

Aşk, şöhret , para , cezaevi , uyuşturucu , hazlar, sapkınlıklar zirvesinde gerçek bir yaşam sandığım boşluklarımın   dipsiz bir uçurumun serbest atlayışını anlatıyor.

 

 

 

S. Serra Erdoğan : Hayal gücünüz çok geniş ve renkli olmalı. Bununla ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Yiğit Caner Ertoşi : Güç yanlış hayallerde yanlış düşüncelerde çok tehlikeli olabilir, benim hayalimin gücü karşı koyulamaz kadar etkiliydi, ama hepinizde iyi bilirsiniz ki kontrolsüz güç güç değildir bu hayallerinde dahi olsa kontrol edemediğiniz güç size ait değildir, güç bizleri kontrol etmeye başladığı zaman onun karşısında güçsüz kalabilmek gücün ifadesi değildir. Hayallerimin renklerine gelirsek, paletim hep rengarenk ama renkleri birbirine bulaştırıp çamur haline de getirmemek gerek. Hep uçları hayal ettim bundan sonrada böyle devam edecek, ne kadar imkansızı hayal ederseniz o kadar bir öncesini gerçekleştirebilirsiniz.

 

S. Serra Erdoğan : Yazarken olmazsa olmazlarınız var mı? ( örn. çay-kahve içmek gibi )

 

Yiğit Caner Ertoşi : Olmazsa olmazlarım var, yazarken kesinlikle sevdiğim kalemlerim elimde olmalı, bilgisayarda yazamayanlardanım, kaleme dokunmadan tıkananlardanım, önce kağıda sonra bilgisayara aktarırım. Ve kesinlikle odamda yalnız olmalıyım, yalnız kalmadığım hiçbir yerde bir satır yazamayanlardanım.

Kahve, sigara da olsa iyi olur tabi neden olmasın. =)

 

S. Serra Erdoğan : Bir yazar için zaman ne demektir?

Yiğit Caner Ertoşi : Bir yazar için genelleme yapamam ama benim için zaman “gece” demektir. Gece benim için kısıtlı hazinemdir. Gecenin her saniyesi her dakikası aleyhime işleyen bombadaki zaman akımı gibidir.

Sabaha yaklaşan her saat her an patlayacak gibidir, yazmamın ilhamımın sonuna gelişimi hissettiğim en nefret ettiğim  kayıp gidenimdir gecedeki zaman. Gecenin zamanı benim için çok kıymetlidir gece yazabilmek bana özel verilen bir vakit gibidir, şuanda bu cümleyi yazdığım gecenin saati 4:44 gibidir.

 

 

 

S. Serra Erdoğan : Günlük hayat kaleminizi nasıl etkiliyor ?

 

Yiğit Caner Ertoşi : Günlük hayat bunu aslında kimse bilmez açıklamamda pek doğrumu bilmiyorum ama, gün içini farklı kimliklere bürünerek geçiririm ben. Bazen taksiye binen kayınpederini eleştiren damat olurum, bazen kendini bilmiş restorandaki gurme, kimi zaman fake hesaplardan dert dinleyen, Guzin Abla olurum, nadiren sokaktaki dilenciyim, yine bazen kılık değiştirip sokakta gezen deliyim. Binlerce kimliğim var kimsenin bilmediği, içinizde gezinirim bazen o yaşantıyı çok beğenirim devam ettiririm.  Hedefimde başka ülkelerde başka kimliklerle yaşamak ta var.

 Daha önce gezdiğim ülkelerde hep burjuva yaşamı tecrübe ettim, şimdi farklı yaşamlar deneyimlemeliyim diye düşünüyorum.

 

S. Serra Erdoğan : Ufukta yeni bir kitap var mı ?

Yiğit Caner Ertoşi : Ufukta bir sürü kitap var. 2. Kitabım da çıkmaz üzere DMT ruh molekülü gerçek yaşam 3. İnsan boyutuna geçiş üzerine yazıyorum ve bunu vaad etmiyorum veriyorum. Bu diğer kitaplar gibi enerji içim de gibi bir oluşum değil, çok başka tamamen gerçeklik üzerine dayalı bir kitap olacak. İnsanlara dünya içinde yeni boyut kapıları açmayı keşfetmelerini gösteriyorum. Bütün tabuları yıkacak teorilerimle geliyorum. 3. Kitabım ise “Bin Bir Roman” içinde tam 1001 tane mini roman içeren bir kitap olacak özelliği ise hikayelerin bitişindeki son 10 cümleyi yani kapanışı okurum yapacak, herkesin sonu farklı olacak. Yazdığım hikayenin sonunu açık bırakarak okuyucunun tamamlamasını istiyorum.

 

S. Serra Erdoğan : Bir yazar olarak okuyucularınıza mesajlarınız nelerdir?

 

Yiğit Caner Ertoşi : Her okudunuz kitabı elekten geçirin, sizin duymanızı istediğiniz cümleleri içeriyor diye o kitabı kendi gözünüzde en üst mertebeye getirmeyin. Bildiğiniz bilgileri bilginiz görmeyin bilmediklerinizi bilgi edinin. Size aykırı düşüncelerinize zıt olan kitaplara şans verin, tabulaşmış yapılarınızı kırmalarına fırsat verin. Tabulaşmak bir okuyucunun kendine verdiği en büyük cezası bence.  Bilineni bir daha okuyarak ezberlemeyin, bilinmeyene doğru gidin derim ben.

 

 

S. Serra Erdoğan : Yazar olmak isteyenlere tavsiyeleriniz nelerdir ?

Yiğit Caner Ertoşi : Tavsiye verecek daha tecrübe sahibi yazarlarımız varken bu soruyu cevaplamak bana düşmez diye düşünüyorum. Ama sadece tavsiye sayılmayacak bir not düşebilirim, kitap yazmaya başlarken sakın ticari gelirini düşünmek gibi bir amatörlük yapmayın, yazmak için yazın derim.

 

S. Serra Erdoğan : Üç  yıl sonrasında kendinizi nerede görüyorsunuz ?

 

Yiğit Caner Ertoşi :  Kendimi mütavazi olmıcak belki ama yukarıda da belirttiğim gibi hayallerim hep uçtu ve uç olacak bu beni başarıya ulaştıran güdümüm olacak.  Niche nin devamı olarak anılacağım yer neresiyse orada görüyorum. Kendimi “NİCHE” nin yarım kalmış hikayesini tamamlayan kişi olarak dünyaya gelme sebebim olarak görüyorum. Dünyanın eleştireceği deli diye nitelendirecekleri evrenin yazarı katagorisinde görüyorum.


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!