ÖNE ÇIKAN HABERLER

Yazar Savaş Çeçen ile Röportaj
Eklenme Tarihi: 23 Şubat 2020, Pazar 19:47 - Son Güncelleme: 23 Şubat 2020 Pazar, 19:57
Font1 Font2 Font3 Font4



Yazar Savaş Çeçen ile Röportaj
Her insan bir iklim, her kelam iklimin haritasında saklı kalan bir pusuladır. Bugünkü pusulamızın kelamını Bir’den Bir’e kitabının değerli yazarı Savaş Çeçen ile belirledik. Kendi kelamlarını önümüze sunan Çeçen, kendi dünyasının nasıl bir dünya olduğunu, kendi ikliminden esintilerle sundu ruhumuza.

 

S. Serra Erdoğan : Savaş Çeçen kimdir, ne yapar?

Savaş Çeçen : Kimliği tanımlayacak çok şey söylenebilir. Fakat soru şöyle olsaydı daha doğru olurdu. Savaş Çeçen’in hedefi ne, amacı ne, hayali ne gibi sorularla bulunacak Savaş’ı sorguluyor olsaydık, bu Savaş adalet, barış, aşk için savaşan bir Savaş. Tek derdi insanların yüzünde bir tebessüm olsun. İnsan her şeyden önce iyilik yapabilmesi için kalbine bakabilmesi gerekiyor. Kalbine bakabilmesi de önce inançla oluşuyor. Savaş Çeçen de en çok kalbine bakan, en çok kalbini dinleyen bir adam. Kiminle ne konuşursa konuşsun, ne dinlerse dinlesin, yine de kendi kalbine bakıp, asla kendi doğrusuyla değil bütün insanların doğrusuyla hareket eden bir adam.

 

S. Serra Erdoğan : İnsanların hayatlarına dokunmayı seven birisiniz dolayısıyla.

Savaş Çeçen : Her insanın hayatına dokundum. Çünkü bazı şeylerin şekil alması gerekiyor. Hayatta her şeyin şekil alabilmesi, benliğine kavuşabilmesi için bir süreçten geçmesi gerekir. Şöyle düşünebilirsiniz bunu: ham bir meyvenin değerli bir hale gelebilmesi için olgunlaşmayı başarabilmesi gibi. Eğer, insan bir şeyleri alabilecek katredeyse bir şekilde hamuruna sızıyor. Sürekli duyuyoruz ‘düşüncenin gücü’ diyor insanlar, ama ben bunun doğru olmadığını düşünüyorum. Çünkü sorulması gereken düşüncenin gücü değil, kafandaki düşüncene ne kadar inanıyorsun, olmalı. Dönüp dolaşıp inanmaya ve inanca geliyor başlangıç. Bu inanç da aslında imanın kendisi olarak var oluyor.

 

 

S. Serra Erdoğan :Sizi tanınır hale getiren kitabınız Bir’den Bir’e. Neden bu ismi tercih ettiniz?

Savaş Çeçen : Aslında kitabın ismi Allah’a Bir Adım Daha olacaktı, ama Allah bir ticaret aracı olmamalı diye düşündüm. Çünkü dini, inancı, iyi niyeti o kadar suiistimal eden bir toplumla karşı karşıyayız ki iyi niyetli olan bile iyi niyeti suiistimal ediyor. Biz insanlara bir şeylerin köprüsünü kurarak yaklaşmayı istiyorsak onların bu iyi niyetlerini ve inançlarını suiistimal etmeden yaklaşmamız gerekiyor. ‘Ben zaten Allah’a yakınım niye bir adım daha yaklaşacakmışım’ diyebilir. O yüzden, kimse bunu düşünmesin istedim. O yüzden Bir olan Allah ve O’ndan gelen yol da bizim yürüdüğümüz olduğu için Bir’den Bir’e oldu. Elbette çok düşündük bu ismi. Sonuçta içeriğinde imandan, Allah’ın kelamından bahsediyoruz. Sen bir şeyi layıkıyla istediğinde veren bir kaynak. Maalesef ki bu noktada teslimiyeti bilmeyen bir toplumdan bahsetmek gerekiyor. Çünkü layıkıyla istemek teslimiyetin zerresinde vücut buluyor aslında.

 

S. Serra Erdoğan : Bir’den Bir’e kitabını yazarken neler hissettiniz?

Savaş Çeçen : Aslında her birimizin cevabını bulamadığımız sorularımız var. Cevabı bulursak, ya kazanır ya da kaybederler. Bu nedenle bilmiyorum, demek zor geliyor. Bildiği yerin kestirme ve daha kolay, daha doğru olması insanları cezp ediyor, fakat aleni bir yanlışlık var ki insanlar bildikleri bu kestirme yolun doğruluğunun hakiki olduğunu test etme, öğrenme, keşfetme çabasına bile girişmiyor. Ben de istiyorum ki insanlar önce kendi doğrularını bulmayı öğrensinler. Hakikatin nereden geldiğini bulsunlar. Bu şuna benziyor kimse niyetlerini, dualarını senin için yapmıyor. Kimse hayallerini de senin için kurmuyor. Hayallerini kuran ve gerçekleştiren de sana bunları satmıyor. Bu yüzden önce kendi benliğinin dolumunu yakalamalı insan. Kendini tanımayı bilmeli. Kullanma kılavuzunu açıp, okumayı denemeli.

 

S. Serra Erdoğan : Bağımlılık ve bağlılık hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Savaş Çeçen : Bağlılık aslında sensin. Kendine bağlanıyorsun. İnsan kime bağlanır? Kendine benzeyene. Kendine yakın hissettiğine. Örneğin kişi Allah’a bağlanıyor, devamında ibadete yöneliyor. İbadet yaptıkça da kendini buluyor. Düşünceler, fikirler her ne varsa onlardan arındıkça, güzelliğe, kendini var eden benliğe yönelir ve kendini bulur. Bağımlılık ise aslında seni tüketen şeydir. İyi olan bir şeyin, daha iyi olmasını istersin. Bağlılık desteklerken, bağımlılık insanı tüketen bir geriliğe atar.

 

 

S. Serra Erdoğan : Günlük hayat kaleminizi nasıl etkiliyor? Günlük hayattan besleniyor musunuz?

Savaş Çeçen :  İnsan, her şeyden, herkesten ve her anın içinden mutlaka öğrenecek bir şeyler bulur. Ben alacağımı alıp çıkıyorum. Herkesin kendi bir perspektifi, hayat çerçevesi var. Birinin aldığı benim ihtiyacım olan olmayabilir. Bu yüzden kimse kimsenin aldığıyla yetinmemeli. Kişi kendi havuzuna kattıklarını irdelemeli. Senin bakmanla benim bakmam kesinlikle bir değil. Senin gördüğünle benim gördüğüm de kesinlikle bir değil. Çünkü bakış açılarımız farklı.

 

S. Serra Erdoğan : Bir yazar içi zaman nedir?

Savaş Çeçen :  Kalemin tükendiği an demektir. Eğer başka kalemler varsa cephanesinde, onun için zaman hiç tükenmez, çünkü o ölür, ama yazdıkları okunmaya devam eder.

 

 

S. Serra Erdoğan : Hayal gücünüz geniş olmalı.

Savaş Çeçen :  Hayal gücü, geniş bir şeydir. Evren gibidir. Geliştirebilir, genişletebilirsiniz. Fakat hayal gücünün de bir sınırı var, çünkü öyle ya da böyle hayal edilene ulaşıyoruz. Hayal, doğru çaba ile genişleyip enginlere ulaşır. Burada önemli olan aslında doğru niyete ulaşmak. Doğru niyeti bulursan, muhakkak doğruya da ulaşıyorsun.

 

S. Serra Erdoğan : Ufukta yeni bir kitap var mı?

Savaş Çeçen :  Aslında kitaplar var diyebilirsin. Ama doğru bilgi ve yanlış bilgiyle ince bir çizgi var burada. Çünkü insanlara bir şeyi verirken onlara hakkaniyetle ulaştırmanız gerekir. Yalan yanlış şeyler yazılarak ulaştırdığınızda, sadece insanları kandırmış olursun. İnsanları bir yere ulaştırmak istiyorsak, önce kendisini bulmasını sağlamamız gerekir.

 

S. Serra Erdoğan : Peki, farkındalık hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Savaş Çeçen :  Farkındalık, kapasiteye göre değişir. Kapasite, herkeste eşit başlayan, fakat kendi verimiyle artan veya azalan bir durumdur. Şöyle düşün bir adam üç lira kazanmaya alıştıysa, dört lira kazanmayı düşünmez. Bunun için zorlamaz bile. Karşılaştığında da ne yapacağını bilemez. Aklını da fikrini de yitirir. Farkındalık için ne kadar çabalarsanız çabalayın deneyim kazanmadan bir yolu bilemezsiniz. Sorgulamadan, sahip olduğunuzun değerine ulaşamazsınız.

 

S. Serra Erdoğan : Soracağım kelimeleri tek kelimeyle ifade edin.

 

Savaş Çeçen :

  • Hayat?Benlik.
  • Din?Bağlılık.
  • İbadet?Saygı.
  • Mutluluk?Huzur.
  • Huzur?Aşk.
  • Gelecek?Umut.
  • Tarih?Özlem.
  • Yazı?Kader.
  • Cesaret?Hayal kırıklığı


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!