ÖNE ÇIKAN HABERLER

Yazar Aynur Öztürk ile Röportaj
Eklenme Tarihi: 14 Ağustos 2019, Çarşamba 23:48 - Son Güncelleme: 14 Ağustos 2019 Çarşamba, 23:49
Font1 Font2 Font3 Font4



Yazar Aynur Öztürk ile Röportaj
Çocukluğum boyunca oynadığım taşlar meğerse mezar taşlarından toplamaymış. Üstelik sadece biz değil, birçok evde, sokakta insanlar kullanmışlar bunları.

 

 

 

Kendisiyle konuşmamıza başlamadan önce, heyecanı, benim de heyecanlı bir hal almama sebep olmuştu. Yaptığı her işin hakkını vermek gerektiğini, bir işi yaparken onu iş olarak değil de gönlünü koyarak yapmak gerektiğini konuşmalarında birçok defa dile getirdiğinde, gönlündeki bu geniş huzuru daha iyi anlar hale gelmiştim. Huzurlu sokakların, huzur kokan şehrinde Eyüp’te soruları cevaplarken, sözcüklerin edasından huzur daha çok katlanıyordu.

 

S. Serra Erdoğan : Biraz kendinizi tanıtabilir misiniz?

 

Aynur Öztürk : İsmim Aynur Öztürk İlkokulu ve liseyi Eyüp’te bitirdim. Sonrasında da iletişim bölümünden mezun olarak hayata atıldım. Uzun bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra, istifa ederek işimden ayrıldım. Kızımı getirdiğim kurs vasıtasıyla da ebru sanatıyla tanıştım. Bir yandan da yazarlığım ortaya çıktı. Çok eskiden beri yazdığım şiirlerden Bir Tutam Derinlik adında bir şiir kitabı derlerken, yaşadığım ve büyüdüğüm bu şehrin büyüsünden etkilendiğim Osmanlı’da cellat taşlarıyla ilgili, araştırma kitabı olarak iki kitap yazdım. Şiir benim hep hayatımda olan bir şeydi. Onun için sadece bir araya getirmem yeterli oldu. Fakat mezar taşları benim için çok farklı bir yolculuğun kapısıydı. Daha önce fark etmediğim onca şeyin olmasına şaşırmıştım. Eyüp’e, oturduğumuz sokaklara ailem ilk yerleştiğinde, maddi yetersizlikle mezar taşlarını evlerinin duvarlarına, merdiven basamaklarına yerleştirmişler. Çocukluğum boyunca oynadığım taşlar meğerse mezar taşlarından toplamaymış. Üstelik sadece biz değil, birçok evde, sokakta insanlar kullanmışlar bunları.

 

S. Serra Erdoğan : Ebru ile tanışmanız nasıl oldu? Bugünkü sergi nedir?

 

Aynur Öztürk : Ebru, aslında benim için farklı bir serüven oldu. benim için özel bir hal aldı. Hayata yeniden tutunmayı onunla başardım. Su üzerindeki desenlerin ortaya çıkışını gördüğümde, benim için tutkuya dönüştü. Bugünkü sergi ise 4. Sınıf öğrencilerinin yapmış olduğu bir ebru sergisidir. Bu sanatın çocuklardan başlayarak yayılması ve sevdirilmesi gerektiğini düşündüğüm için özellikle çocuklarla yaptığımız çalışmalar sonucunda ortaya çıkmıştır.

 Nasıl olduğunu sorduğumda, gözlerinden hüznünü okuduğum Aynur hanım, büyük 99 depremini canlı olarak yaşadığını, tesadüfen ziyaretlerine gittiği eski okul öğrencilerinin de içinde bulunduğu alanda mahsur kaldığını ve on yedi saat sonra kurtulduğunu anlatıyor. Çok da bahsetmek istemiyor kendisiyle alakalı. Öğretmenliği bırakışını da 32 kişilik sınıfındaki 24 öğrenciyi kaybetmesinden sonra verdiğini dile getiriyor. Hayatındaki en derin iz bırakan anısı olarak da bu zamanlarını hatırlıyor.

 

 

 

S. Serra Erdoğan : Yazarlık sizin için nedir?

 

Aynur Öztürk :  Bence yazarlık duyguların dile getirilişidir. Eğer duygular dışarıya vurulamıyorsa, içe saklanıyorsa en büyük kayıptır.

 

S. Serra Erdoğan :  Kitaplarınızı nasıl yazmaya karar verdiniz?

 

Aynur Öztürk :  Daha önce söylediğim gibi şiirler kendiliğinden geldi. Fakat diğer kitabım ise üzüldüğüm ve yok olmasına dayanamadığım bir noktada ortaya çıktı.

 

S. Serra Erdoğan :  Renkli bir hayal gücünüz var anladığım kadarıyla?

 

Aynur Öztürk : Renkli oluşunu şöyle söyleyebilirim, renkleri oynarken, kelimelerle oynamayı, insanların duygularına dokunmayı, çizimlere dokunmayı, renk derken nokta ile virgül ile bile bir şekil verilerek insanların hayatlarına dokunduğumu düşünüyorum.

 

S. Serra Erdoğan :  Ufukta yeni bir kitap var mı?

 

Aynur Öztürk :  Üç kitap var.

 

S. Serra Erdoğan : İçeriklerinden bahseder misiniz?

 

Aynur Öztürk : Yine aşk dolu bir kitap bir tanesi. Bir diğeri ise kendi şehrim Eyüp’ümle alakalı çeşmelerini öne çıkardığım bir kitap.

 

S. Serra Erdoğan : Duygularla aranız nasıl?

 

Aynur Öztürk : Duygularla aram gerçekten iyi olduğunu düşünüyorum. Hatta evde çocuklarıma ve torunlarıma dahi duygularını şiirler yazmalarını, bana vermelerini söylüyorum.

 

Son olarak sanatçı, eğitimci, yazar kimliği ile hayatına her gün yeni anlamlar katan Aynur hanımdan eklemek istediği bir şey olup olmadığını sorduğumda, kelimenin mürekkebinin kağıda değdiğinde dans ettiğini bilircesine, ‘İnsanlar yazarak kalmalı’ dedi. Günün yeni bir anlam kazandığı anda, Eyüp’te hoş bir seda duyuldu.


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!