BCA Times
  ÖNE ÇIKAN HABERLER
  • <strong>Altın Kalem Ödüllü Yazar Metin ŞAHİN ile Röportaj</strong>
    Altın Kalem Ödüllü Yazar Metin ŞAHİN ile Röportaj
  • Kahramanmaraş’ta 7.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi
    Kahramanmaraş’ta 7.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi
  • Yazar Prof. Dr. Dr. Naim Derebaşı ile Röportaj
    Yazar Prof. Dr. Dr. Naim Derebaşı ile Röportaj
  • Yazar Rıdvan Serin ile Röportaj
    Yazar Rıdvan Serin ile Röportaj
  • Yazar İhsan Kutlu ile Röportaj
    Yazar İhsan Kutlu ile Röportaj
  • Yazar Ümmühan Yaşar ile Röportaj
    Yazar Ümmühan Yaşar ile Röportaj
  • Altın Kalem Ödülleri Sahiplerini Buluyor
    Altın Kalem Ödülleri Sahiplerini Buluyor
  • Hayatınızı Değiştirecek 20 İnanılmaz Paulo Coelho Sözleri
    Hayatınızı Değiştirecek 20 İnanılmaz Paulo Coelho Sözleri
  • Abdülhamid Han’ın Altın Saati Açık Artırmada
    Abdülhamid Han’ın Altın Saati Açık Artırmada
  • Berlin Indie Film Awards’tan ”Leyla Hanım” Filmine Ödül
    Berlin Indie Film Awards’tan ”Leyla Hanım” Filmine Ödül




YAZARLAR

Onur AKBAŞ / Yazar
Onur AKBAŞ / Yazar
Eklenme Tarihi: 23 Şubat 2018, Cuma 02:24 - Son Güncelleme: 23 Şubat 2018 Cuma, 02:24
Font1 Font2 Font3 Font4



URUM ELİNDE BİR GİZLİ DİN: SALLABAŞLIK

 

             TDK güncel sözlüğünde “başı sürekli sallanan” Türkiye Türkçesi sözlüğünde başı sürekli sallanan, başıboş serbest anlamlarına gelmekle birlikte yazımızın konusunu teşkil eden mecazi manadaki karşılığı ise “ Her sözü düşünmeden onaylayan” anlamına gelmektedir. Mehmet Akif’in Anadolu’da bir cehalet dini olarak da tarif ettiği dindir. Her devirde müminleri olan bu dinin müntesipleri yeri geldiğinde bireysel yeri geldiğinde toplu ve organize bir halde önemli çıkışlar yapmışlardır. Bu çıkışın prototipi “haşhaşi” vakası olabileceği gibi en son örneği 15 Temmuz Fettûşi kalkışmasıdır. Bu din belli bir insan tipine göre şekillenen bir din olduğu için inananlarının hususiyetleri üzerinden bir açıklama yerinde olur.

                                               Siz Onları Yürüyüşlerinden Tanıyacaksınız

     İster uhrevi isterse dünyevi olsun en büyük ve hayati gayeleri makam, zenginlik ve şatafattır. Şirke varacak derecede riyakar mütevazilik, açık arama, hedefe varmada iftira ve takiyye başta olmak üzere her türlü yol onlar için mubahtır. Cehaletlerini bildikleri halde bunu dışarıya doğru kabullenmezler, zira en büyük ilimleri ticaretini yaptıkları cehaletleridir. Torpil, rüşvet adam kayırma, hak yeme söz konusu olduğunda en Müslüman vaziyetlerini takınarak işi kılıfına uyduracak fetvayı bulup vermede yaratıcıdırlar. Hak yeme onlar için ilmi siyasetin bir iktizası, eş cinsel ilişkiler zinanın ehveni şerridir. Şairin aşağıdaki mısralarındaki zahiri manası onların hallerini ve hayat felsefelerini çok güzel tasvir eder:

“Düştük rehi sevdaya; bize namus gerekmez…”

      Dudakları ile sizi överken kaşlarıyla sövebilirler. Her cemiyet, cemaat, vakıf hatta loca içerisinde bulunacak potansiyele sahip bu varlıklar, abdestsiz ilim ve ibadet meclislerinde başköşede otururlar. Bir rektörü seçtirmek için FETÖ ile pazarlık yaparken eşini de onlara emanet edip, 15 Temmuzda rüzgarın döndüğü yönde konuşup işine gelmeyenin ardından konuşan, o rektörün zamanı dolmaya yakın personele “hareketlerinize dikkat edin yeni rektörünüz benim” diye kızara kızara konuşup meydan okumaktan çekinmezler. Bunların zekaca biraz daha düşük olanları yüksek lisansını bile tamamlamadan belki de yapmadan öğretim görevlisi olabilirken, alemin vaziyetlerine yüzlerine çarpan bakışlarına rağmen zekalarının beş altı kat üstünde tekellüf içeren söz ve tavırlarından utanmazlar. Zira geldikleri yere hakkıyla geldiklerine önce kendilerini inandırırlar. Sureta namaz ve niyazdan ödün vermez görünürken, hak yemeyi İSLAMCI SİYASETİN İKTİZASI olarak tarif ederler. Bunların cemiyetinde her şey “bir kere olur” ve “başka yerlerde de olduğu”ndan günahları birçok kez bir kereye mahsus silinir ya da örtülür. Bunların hallerini de şu ayet ve rahmetli aşık Mahzuni’nin şu mısraları güzel tarif eder:

(4 )Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, (5)Onlar namazlarını ciddiye almazlar (Kıldıkları namazdan gafildirler) (Maun Suresi)

Ya da

Namaz yok diyemem var fakat şöyle

İbadet biter mi beş vakit şeyle…(Mahzuni Şerif)

Bitmeyi bırakın başlaması bile tartışma konusu olan namazları dışında dünyadaki kolaycılıklarını ahirette de elde etmek için elli bir türlü şarlatanlığın altına imza atmaktan imtina etmeyen sallabaşlar sözüm ona şeyhlerinin eşiğinde havlamaktan, halvette şeyhlerini tefekküre, ağzından çıkan portakal kabuklarını kemirmekten mendil yemeye, her şekle girerler. Şimdi burada kıymetli oku şöyle bir itirazda bulunabilir:

“Onur AKBAŞ sana ne bırak herkes istediği gibi inansın ne karışıyorsun. Yıllarca özgürlük, herkese saygı diyen sen değil misin?” diyebilirsiniz. Elhak! Açıklamama yine Mahzuni babadan başlayayım:

 Kim neye taparsa karışmam ona

Haddim değil Allah görevi bana

Dünya dedikleri şöyle bir hana

Geldiğim doğrudur gittiğim yalan

İtirazım buna değil. İtirazım bilimin ve devletin kapısından girerken destursuzca bu hırkalarını da yanlarında aldıkları gibi gelirken de liyakatleri ile gelmiyorlar. Milletin hakkına adeta çöken bu güruhun örneğin akademide vardığı son nokta:

H.z. Nuh’un cep telefonu iddiası ve Google’ı da merhum Sultan II. Abdülhamid’in bulduğu gargarasıdır. Söz konusu olan onların özeli değil bu Hacivat kılıklı çelebi tiplerin ülkemi bilim yapılamaz hale getiren mevcudiyeti, görgüsüzlükleri ve yüzsüzlükleridir.

      Değilse kimin eşiğinde yattıkları, halvette kimi düşündükleri, neyi yiyip neyi yemedikleri, helala ve harama nasıl baktıkları değil. Hak sadece yenilen bir yemek olsa emin olun bu bağlamdaki zenginlikleri ile ancak iftihar ederdim. Şöyle demiyor mu? Bir şiirinde en çok istismar ettikleri Akif mı

Sofuluk satıyorsun, elinde boy boy tesbih

Çevrende dalkavuklar; tapınır gibi,la-teşbih!

Sarık cübbe ve şalvar; hepsi istismar, riya

Şekil yönünden sanki; Ömer’in devri ,güya!

Herkes namaz oruçta; hepsi sözünü dinler

Zikir kur’an sesinden, yerler ve gökler inler!

Ha bu din,iman ,takva; inan ki hepsi yalan

Sen onları kendine taptırısın vesselam!

Derdin davan sadece, hep nefsi saltanatın

Şimdilik putu sensin, tapılan menfaatın!

Hey kukla kafalı adam, dinle sözümü tut

Bunların dilinde hak; ama kalbi dolu put!…

– MEHMET AKİF ERSOY, SAFAHAT –

 Esen kalınız. Bu konuya devam edeceğiz ilerde. 


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN