BCA Times
  ÖNE ÇIKAN HABERLER
  • Nuri Bilge Ceylan’ın Kuru Otlar Üstüne adlı yeni filmine 470 bin euro destek
    Nuri Bilge Ceylan’ın Kuru Otlar Üstüne adlı yeni filmine 470 bin euro destek
  • ”Türk’ün Gizlenen Bilgisini Arayan Türk” Romanının Yazarı Hani Astolin ile Röportaj
    ”Türk’ün Gizlenen Bilgisini Arayan Türk” Romanının Yazarı Hani Astolin ile Röportaj
  • Yazar Yiğit Caner Ertoşi Kimdir?
    Yazar Yiğit Caner Ertoşi Kimdir?
  • THE  FRENCH DREAM’S ARMOR: MACRON  
    THE  FRENCH DREAM’S ARMOR: MACRON  
  • Türk öğrenciye Cannes’dan ödül
    Türk öğrenciye Cannes’dan ödül
  • ‘Dara Antik Kenti üç yıl içinde UNESCO Listesi’ne girecek’
    ‘Dara Antik Kenti üç yıl içinde UNESCO Listesi’ne girecek’
  • Kutsal Emanetler’in gizli yolculuğu belgesel film oluyor
    Kutsal Emanetler’in gizli yolculuğu belgesel film oluyor
  • Ülkeme Hüzünlü Bir Selam
    Ülkeme Hüzünlü Bir Selam
  • Terken Hatun’un tarihteki önemi nedir?
    Terken Hatun’un tarihteki önemi nedir?
  • Tarihin sayfalarına ışık tutacak ‘Altın Tren’ yola çıkıyor
    Tarihin sayfalarına ışık tutacak ‘Altın Tren’ yola çıkıyor




YAZARLAR

S. Serra S.Serra ERDOĞAN
S. Serra ERDOĞAN / Genel Yayın Yönetmeni
Eklenme Tarihi: 29 Eylül 2020, Salı 20:40 - Son Güncelleme: 29 Eylül 2020 Salı, 21:18
Font1 Font2 Font3 Font4



Ülkeme Hüzünlü Bir Selam

     

 

      Nereden, nasıl konuya giriş yapsam bilmiyorum. İçimde öfke, kırgınlık, kızgınlık var. Çoğunluğu büyük bir hüzün kaplı. Belki bilmem kaç defa geldiğim güzel şehrim Mardin, hatıralarımda kötü bir yere sahip artık. Mardin’in suçu değil, Mardin’in kendilerine alet edenlerin suçu belki de. 

 

    28.09.2020 Pazartesi, Mardin meydanda arkadaşım ile birlikte yürüyoruz. Daha otelden çıkalı çok fazla olmadı. Planımız akşam yemeği yemek. Maskemi takmaya çalışırken elimden düşürüyorum. Etrafa bakınıyoruz, alınabilecek bir yer yok. Etrafta sadece manavlar ve ufak dükkanlar var. Biraz daha ilerleyince buluruz bir yer, diye düşünerek az daha yürüyoruz ki polis bizi karşılıyor. Maskeniz yok, diyorlar nezaketle durumu açıklıyorum. Bize yakında bir yerden alabileceğimizi söylüyorlar, ben beklerken arkadaşım gidip maske alıyor. O ana kadar herhangi bir sorun yok. Teşekkür edip ayrılacağımız sırada, işlemlerinin bitmediğini, kimliğime bakmak istediğini söylüyor bir polis. Ben de kimliğimi gösterip, sizin kimliğinizi görmek istiyorum, diyorum. Üzerimde üniformam var görmüyor musun, diye bağırdıktan sonra, hızlı bir şekilde kimliği gösterip geri koyuyor cebine. Gitmek istiyoruz gidemiyoruz. Kimlik göstermediniz, göstermek istemediniz, hızlı gösterseydiniz… Kısaca bir bahane aranıyor, fakat onlarla girdiğimiz münakaşa yüzünden insanlar da bize doğru yönelmiş durumda. İki meczup bizimle birlikte yanımızda dikiliyor. Abla ne olacak ya göster kimliğini, falan diyor ama mevzu o değil. Susuzluktan ve açlıktan düşüp bayılmak üzereyiz ki benim direncimin ne kadar düşük olduğunu arkadaşlarım bilir. Su almak istiyoruz izin vermiyorlar. Birileri daha geliyor yanımıza. Anlamadığımız bir şekilde dört bekçi bir polisle ablukaya alınıyoruz, ama bir yandan zırhlı araç da geliyor. Biz terörist miyiz, neyin muamelesini yapıyorsunuz bize, diyorum, aldırış yok. Bekçinin biri bana hakaret ediyor, aklı kırık bunun ya diyor, bana hakaret edemezsin diyorum bağırarak. Hemen silahına sarılıyor, beni mi vuracaksın diyorum. Tartışıyoruz. Neden bu olaya bu kadar tepki gösterdim ? Çünkü polis şiddeti denen olay, polisin hakkı olmadığı şeyleri kendinde hak görmesiyle olur. Böyle olaylara tepki verip sivil vatandaş bilincine sahip olduğunu göstereceksin ki daha fazlasına cesaret edemeyecekler.

 

       Sinirlerimiz bozuldu. Hakkımızı aramaya çalışıyoruz olmuyor. Karakola gidiyoruz, diyor polis üzerime doğru gelerek. Onun öncesinde kimler, nasıl insanlar olduğunu anlamadığım bu kişilerden şüphe duyduğum için 155’i arayacağım, diyorum. Polisi polise şikayet etmek için !!! Polis gelir, biz karakola gideriz. Önde bir bekçi, bir polis, arkada arkadaşım ve ben suçlu muamelesi görerek gidiyoruz. Suçumuz ne, diyoruz, dalga geçer gibi gidince görürsünüz, diyorlar. Avukatımızı aramak istiyoruz, polisten önce bekçi atlıyor mevzuya. Arayamazsın, öyle bir hakkınız yok. Arıyoruz. Bizi merkez karakoluna götürdüklerini söylüyorlar. Meğerse Artuklu Karakolu’na gidiyormuşuz ve oyalamak için yanlış yer tarif ettiriyorlarmış. Karakola gidip, komiserle karşılaştığımızda bir an olsun rahatlamış, güvende hissetmiştik kendimizi. Diğerlerinin aksine büyük bir nezaket, büyük bir beyefendilikle karşıladı bizi. Aç olduğumuzu, susadığımızı söyleyince bize yemek söylemek istiyor. Kibarca reddediyoruz. Sadece bir an önce buradan çıkmak, kurtulmak istiyoruz. Anlatıyoruz olan biteni. Tutanaklar tutuluyor. Avukatımız eşliğinde okuyoruz. Bütün her şeyi ben ve arkadaşım yapmış, bütün zorluğu biz çıkarmışız şekliyle tutanağa yazdıklarını gördüğümde imza atmak istemiyorum. Polis merkezinde bağırarak ben de şikayetçi olayım o zaman, diyor asıl tartıştığımız polis memuru. Meğer ona terörist demişim. Oysaki yaptıkları bu muameleyle ben terörist miyim, ne yapıyorsunuz, demiştim. Bizimle birlikte duran iki meczubu da şahit olarak gösterip zorladılar. Evet, imzaladım. İmzaladım, ama onlardan korktuğum için değil. İmzaladım çünkü karakol komiserinin iyiliğinin, hatırının boşa gitmesini istemedim. Onun gönlü kırılmasın diye zoraki bir evrakın altına imza attım. 

 

      Mardin, ülkemin en nadide şehirlerinden biriyken dönüp dolaşıp oraya gitmek isteyen ben, artık ayakları titreyerek bunu düşüneceğim. Bir turist olarak, bulunduğum bu şehirde, avukat, polis, baro arasında yaptığım telefon görüşmeleriyle rahat bir soluk alıp çıkarken, benim gibi kaç kişiye daha böyle muamele ediyorlar merak edeceğim. Gariban, kimsesi olmayan kadın hemcinslerime… 

      Üzgünüm… Sevgili ülkem. Taşının, toprağının her zerresini benim kadar seven bulamazsın. Ama hakikat ki kırgınım bağrında yetiştirdiğin evlatlarına. İçimde bir ağırlık, ağlaya ağlaya savuruyor gözyaşlarını tüm cihana. 


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


Ülkeme Hüzünlü Bir Selam Yazısına 1 Yorum Yapıldı

BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN