ÖNE ÇIKAN HABERLER

Solak Kadın /  Peter Handke
Eklenme Tarihi: 6 Kasım 2017, Pazartesi 13:15 - Son Güncelleme: 6 Kasım 2017 Pazartesi, 13:15
Font1 Font2 Font3 Font4



Solak Kadın / Peter Handke
Yazarların hiç bir izmde hiçbir ırkta dilde dinde ya da renkte olmamaları gerektiğini düşünüyorum. Aslına bakarsanız herkesin her insanın böyle olması gerektiğini düşünüyorum ama ne yazık ki imkansız bir düşü düşlüyorum. Sanki imkanlı düş varmış gibide yazıyorum...

Hani bazı kitaplar vardır okuduktan sonra evet ya kesinlikle böyle olur dersiniz. İşte Solak Kadın’da aynen öyle bir roman. O kadar gerçekçi ve o kadar yalın bir roman ki okurken çok ekstra bir olay ya da olağan dışı birşey beklemiyorsunuz. Sıradan bir hikaye aslında. Ama Peter Handke bu sıradan hikayeyi bile o kadar güzel kaleme almış ve o kadar güzel kurgulamış ki bir solukta okuyup bitiriyorsunuz. Sonrasında satır aralarında söylenmiş olan o muhteşem sözler kalıyor. 

“Hayır, mutlu olmayı istemiyorum, memnun olayım yeter. Mutluluktan korkuyorum. Sanırım mutlu olmaya katlanamam, şu kafam dayanamaz. Çıldırır, bir daha düzelemem, ya da ölürüm. Ya da birini öldürürüm…”

Sanıyorum bu alıntı sonrasında bile bu kitaba başlanabilir.

Konu dediğim gibi sıradan. Evli bir çift ayrılır, kadın çocukla kalır, erkek gider. Kadın bu zorluklarla yaşamaya başlar. Adam arada sırada nedenini bilmesede gelir ve bazen rahatsız eder bazen mutlu eder ama genellikle her geliş artık acı verecek türdendir. Eskisi gibi değildir artık gelişler. Fakat kadın hızlı bir şekilde iyileştirir her yarasını ve hayata başlar. Çevirmenliğe yeniden başlar. İlk işini alır. Bir şekilde normale dönmeye başlar ama erkek varlığını hep hissettirir. Sonrasında olaylar gelişir. Konu aslında bu kadar fakat bahsettiğim gibi bu basit gibi görünen konu kitabın içindeyken siz, sizi oldukça düşündürecek ve bir kadının neler yaşadığını size anlatmış olacak.

“Seni yabancı bir kıtada görmek isterdim.
Çünkü ancak orada yalnız görürüm seni başkalarının arasında…”

Bu alıntı ise kadının sürekli dinlediği plaktan bir alıntı…

Bu arada kadının bir adı yok denilmiş hep “Kadın” olarak adlandırılmış denilmekte fakat kadının bir adı var elbette. Sanırım gözden kaçırılmış. Hitap edilirken bir kaç kez kullanılıyor. Kaıdnın adı: Marianne’dir.

 

Kitapta tek sorun içine çok fazla giremiyorsunuz. Çeviriden midir yoksa yazarın dilinden midir bilemiyorum ama kafanızdan kopukluklar olarak okuyorsunuz. Öyle sanıyorum ki çeviri ile alakalı bir sorun bu. Özellikle geçişlerdeki hız, diyaloglardaki bazı kopukluklar sizi bu kanıya varmaya yönlendiriyor.

“Bruno kendi kendisine bir şiir söylüyordu.
‘Bir pervane gibidir acı Tek farkı, insanı alıp götürmez bir yere Döner de döner habire’ ”

Evet acı hakikaten döner döner tekrar döner her dönüşünde de acıtır…

Yazar Peter Handke ile ilgili olarak ırkçı söylemleri olan bir yazar denilmekte. Kapsamlı bir bilgi bulamadım fakat öyle olsa bile kendisi gibi yapmayarak, önyargısız olarak eserlerini alıp okuyabilirim. Tabi üzülmez miyim? Üzülürüm tabiki.

 

İyi okumalar.


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!