ÖNE ÇIKAN HABERLER

Şâir / Ramazan Özkul ile Röportaj
Eklenme Tarihi: 27 Kasım 2017, Pazartesi 06:13 - Son Güncelleme: 27 Kasım 2017 Pazartesi, 06:13
Font1 Font2 Font3 Font4



Şâir / Ramazan Özkul ile Röportaj
Yazarlık; kelimelere kanat takabilen , onları kanatlandırıp özgürce, korkusuzca uçurabilen kimselere yakışmaktadır.

S. Serra Erdoğan : Merhaba,ilk olarak kendiniz hakkında bizi biraz bilgilendirir misiniz?

Ramazan Özkul : Merhaba,ben Ramazan ÖZKUL,1984 yılında Niğde ili Asmasız Köyü’nde dünyaya geldim.4 yaşıma geldiğimde ailemle birlikte İstanbul’a geldik ki geliş o geliş.O gün bugündür kimine mesken kimine mahzen olan İstanbul’dayız,İstanbul’layız.Öğrencilik hayatım da hep İstanbul sınırları içersinde geçti.İlkokulu ve ortaokulu Esenler Neyyir Turhan İlköğretim Okulu’nda okurken ,liseyi ise İbrahim Turhan Yabancı Dil Ağırlıklı Lisesi’nde o dönemki formatıyla Süper Lise’de birincilikle tamamladım.2003 yılında çok istediğim Marmara Üniversitesi Biyoloji  Öğretmenliği Bölümü’nü kazandım ki öğretmenlik çocukluktan beri hayalini kurduğum bir meslekti  ve tercihimde okulda ve okul atmosferi içersinde bulunmanın etkisi büyük oldu.2008 yılında üniversiteden iyi bir dereceyle mezun oldum ve bir sonraki yıl her devlet memuru adayının  aşması gereken KPSS engelini  de aşarak İstanbul Bahçelievler Necip Fazıl Kısakürek Lisesi’ne Biyoloji Öğretmeni olarak atandım ve halen aynı kurumda görevime devam etmekteyim.2010 Aralık-2011 Mayıs ayları arasında  vatani görevimi yapmak üzere önce Suriye sınırı Hayat-Serinyol’da,daha sonra da Kuzey Irak sınırı Hakkari-Çukurca’da jandarma er olarak bulundum.
İstanbul’u ve  İstanbul’da yaşamayı çok seviyorum.Fanatik bir İstanbulspor taraftarı,Fenerbahçe sevdalısıyım,Niğde gazozu müptelası ,epik fantastik ve bilimkurgu okuruyum.

 

Sizce yazarlık nedir?

Bence düşünen, düşündüğünü ifade edebilen ve düşüncelerini kelimeler  ve cümlelere dönüştürebilen herkes yazardır,daha doğrusu yazar olmaya adaydır.Ama en önemlisi yazarlık; kelimelere kanat takabilen , onları kanatlandırıp  özgürce,korkusuzca uçurabilen kimselere yakışmaktadır.
Yazmak ve yazarlığı İç Acılar Toplamı kitabımda da yer alan dizelerle  ifade etmem gerekirse;

‘’terk edilir şey değil yazmak,
tıpkı sahilde kumdan kaleler yapmak gibidir yazmak.
kelimelerin büyüsüne kapılmak,
onları okşamak,
ilmek ilmek dokumaktır yazmak.
yeri geldiğinde ağlamak,
yeri geldiğinde kanayan yaraya kabuk bağlamaktır yazmak.
geçen zamandan intikam almak,
hayallere dalmak,
sıfırdan başlamayı göze almaktır yazmak.’’

(İç Acılar Toplamı,Yazmak sy:15)

 

 

 

 

Hayatınızda en fazla iz bırakan olay veya durum nedir?

Bu sorunuza da Kör Kafes ve Düş Ağrısı kitaplarımda yer alan iki şiirimden dizelerle yanıt verirsem  hayatımda en fazla iz bırakan olayın veya durumun ne olduğuna dair cevabı vermiş olurum diye düşünüyorum.


‘’babalar ve oğullar,
oğullar;
onlar ki ne zaman babalarını
sonsuzluğa uğurlar
işte o vakit
baba olurlar.’’

(Düş Ağrısı, Babalar ve Oğullar sy:44 )

 

 


‘’b ve a  sadece iki harf midir?
belki öyledir belki değildir kim bilir
yan yana gelince
hele bir de tekrar edince
ne muazzam bir ses  çıkıyor ortaya
haydi söyle sen de
‘’ba ba’’

 yüz otuz bir bin dört yüz saat
ya da
beş bin dört yüz yetmiş beş gün
ya da
söylemesi daha kolay
dile kolay ya
karşılık geliyor tüm bunlar
on beş koca yıla

sizin hiç babanız öldü mü bilmem ama
sen öldüğün vakit baba
sensizlik çocuk olurken bana
ben oldum bunca yıl ona
baba’’

(Kör Kafes,Baba sy:17)

 

Kitaplarınızı nasıl yazmaya karar verdiniz? Kitaplarınızın içeriğinden biraz bahseder misiniz?

Ben aslında yazan tarafta değil de okuyan tarafta olanlardanım ki hala da öyleyim diyebilirim.Kitabımı daha doğrusu ilk şiirlerimi yazmaya nasıl karar verdiğimin cevabı Ali Lidar’ı ve onun eşsiz kitabı Alengirli Şiirler’i keşfetmem oldu desem yeridir.Üslubu o kadar hoşuma gitti ki sanki ailenizden ya da çok yakın arkadaşlarınızdan biri sizinle sohbet ediyor gibiydi.Ve bende bu sohbete kayıtsız kalamadım.Zamanla kendiliğinden dökülmeye başladı zihnimde saklı olan kelimelerim ve teker teker cümlelere dönüştüler .
Kitaplarımın içeriğine gelince,kitaplarımda herkese, her yaş grubuna hitap edebilecek türden şiirler mevcut.Aşk acısı çekenlere,sevdiğini özleyenlere,sevdiğini sevdiğine söyleyemeyenlere hatta ve hatta sokak kedilerine bile rastlamanız mümkün dizelerimde.İlk göz ağrım olan İç Acılar Toplamı’na gelince ,kitaba ismini veren dizelere  Ali Lidar’ın çok ama çok sevdiğim bir şiirinde rastlamak mümkün.Şöyle diyor sevgili Lidar o dizelerinde:

‘’gidelim mi buradan anne bilmediğimiz bir şehre
hapları arkamızda bırakalım,babamı ve kardeşlerimi
iki göz yer tutarız ben sana bakarım sen bana
anne,beraber alalım mı iç acılarımızın toplamını.’’

(Alengirli Şiirler,Eceli Gelmiş Bir Umut sy:8)

İç acılar toplamı bizim dizelerimize ise şu şekilde yansıyor:

‘’iki iç açının toplamı
 bir dış açıya eşitse
ve bu gerçekse
iki iç acının toplamı da
bir dış acıya eşit olur
biyolojik  bilgiler gereğince
sahi,
kalp mi yoksa beyin mi sevdi de seni gizlice
bu iç acılar birikti içimde sessizce.’’

(İç Acılar Toplamı,İç Acılar Toplamı Sy:48)


‘’
bir ağacın yaşı ne boyundan ne posundan
ne de yaprak sayısından hesaplanır
bir ağacın yaşını hesaplamak için en doğru yol
yaş halkalarına bakmaktır
peki ya bir insanın yaşı nasıl hesaplanır?
sadece dış görünüş mü verir bir insanın yaşını
ya da ne bileyim saçına düşen aklar mı?
hayır hayır!
bir insanın yaşını verebilecek en doğru şeydir muhakkak
sahip olduğu iç acıları toplamı’’

(Düş Ağrısı,İç Acılar Toplamı sy:28)

 

Hayal gücünüz çok geniş ve renkli olmalı.Bununla ilgili neler söyleyebilirsiniz?

İyi bir okur olduğumu üstüne basa basa söyleyebilirim ve bu konuda çok da iddialıyım.Özellikle epik fantastik ve bilimkurgu vazgeçilmezlerimdendir.Ve durum böyle olunca hayal dünyanızın da renklenmemesi elde değil.’’Çok gezen mi çok okuyan mı bilir’’’i ben ‘’çok gezen mi çok okuyan mı yazar’’a dönüştürenlerdenim.Çok okuyan yazar, hem de çok güzel ,çok geniş ve  çok renkli yazar.

 

 

Yazarken olmazsa olmazlarınız var mı? (örn:çay,kahve içmek gibi)

İlham perisinin ne zaman geleceğini kestirmek mümkün değil,çay içerken mi gelmiştir yoksa çayı içtikten sonra mı gelecektir  bilemeyiz.Ama şunu itiraf edeyim ki çok iyi bir çay içicisiyimdir.Hatta çoğu dizelerimde çay temasına rastlamak da mümkün.Bunlardan birini dilerseniz sizinle paylaşmak istiyorum:

‘’doğrudur çok içtiğim
içtiğim zaman,
kendimi kaybettiğim
değişmedi ki şimdi değişsin bu durum
karman çormanken sağım solum,üstüm başım
kah on beş,kah kırk,
kah altmış olsa da yaşım
itiraf ediyorum
ben bir ‘’çayyaşım’’

(Kör Kafes,Çayyaş sy:44)

 

 

Bir yazar için zaman ne demektir?

Biz zamanı akreple yelkovan arasındaki mücadeleden ibaret sansak da aslında hiç öyle sandığımız gibi değil.Bu sorunuza da nacizane zamana dair yazmış olduğum dizelerimle yanıt vermek istiyorum:

akreple yelkovanın mücadelesinde
kaybeden onlardan bir değil
meğer bizmişiz,
tutuşan kibritler misali
yandıkça kıvrılmış
kıvrıldıkça incelmişiz

(Kör Kafes,Tutuşan Kibritler sy:26)

Ve yine bir başka şiirimizde zaman için şunları dile getirmişiz:
 

 

 


tik,
tak…
tik,
tak…
zaman; tıpkı bir atlı karınca
dönerken o,ekseni boyunca
kanatlanmış uçuyor ömrümün dakikaları
her nefes alışımda
tik,
tak…
tik,
tak…

(İç Acılar Toplamı,Zaman sy:71)

 

 

Günlük hayat kaleminizi nasıl etkiliyor?

Geçmişten günümüze kadar çeşitli şekillerde karşımıza çıkan şiirlerde işlenen konular aslında hayatın kendisi.Şiiri sevmekle başlıyor  zaten her  şey.İç Acılar Toplamı,Kör Kafes ve Düş Ağrısı’nda işlenen konular da hayatın içinden,bizden geliyor.İçinde bulunduğumuz andan etkilenmememiz mümkün değil.Uykusunda horlayan bir insandan tutun da yapmacık gülüşlerde,sahte tebessüm edişlerde bulunan kimseler dahi anında dizelerimizde kendilerine yer bulabiliyor.

 

 

Ufukta yeni bir kitap var mı?

Yeni bir kitaptan ziyade şu şekilde bir düşüncemiz var,tabi bu düşüncenin oluşmasında en büyük etken  hem okurlarımdan  hem de öğrencilerimden aldığım dönütler.Yayınlanan üç kitapta en çok beğenilen,okurların,öğrencilerimin en çok hoşuna giden hatta ezberlenilen şiirlerimizin ve daha önce hiçbir kitabımda yayınlanmamış yeni şiirlerimin de yer alacağı bir kitap gayet güzel olur diye düşünüyorum.Adı da,içinde bulunacak şiirlerimiz d, aslında herşeyi  ile hazır bir halde beklemekte bu çalışmamız.En’lerin toplanacağı bir kitap desek daha doğru olur bu kitap için.Belki yayınevimiz bir güzellik yapar ve bu kitabımızın çıkmasında bize gereken maddi ve manevi desteklerini  esirgemez.

 

 

Bir yazar olarak okuyucularınıza mesajlarınız nelerdir?

Bol bol okuyun,okumaktan,okuyanlarla iç içe olmaktan asla ve asla korkmayın.İnen ilk ayetler de ‘’Yaradan Rabbinin adıyla OKU’’ diye başlamıyor mu zaten.

 


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!