ÖNE ÇIKAN HABERLER

Şâir / Ahmet Bozkurt ile Röportaj
Eklenme Tarihi: 25 Temmuz 2018, Çarşamba 02:36 - Son Güncelleme: 25 Temmuz 2018 Çarşamba, 02:36
Font1 Font2 Font3 Font4



Şâir / Ahmet Bozkurt ile Röportaj
Yazmak bir bakışın kurbanı olmaktır.

 Bir süre önce Unutma Zamanı kitabın yayımlandı. Gene bir eleştiri kitabı. Yalnızca eleştiri yazarı olmayı nasıl tanılarsın?

 

Yazı görünmezdir, biz onu fethettikçe içinde yitip gideriz… Eleştiri yazarı olmak da o görünmezliğin üzerine bir perde daha çekmektir aslında. Eleştiriyi bir kör-metin, bir kör uğraş olarak görmediğim için hiçbir zaman diğer yazma biçimlerimden öteye düşen bir edim olmadı. Unutma Zamanı da bir eşik-metinden hareket ediyor aslında. Varlık sorusunu dilin, felsefenin başkalaşan kavramları dolayımında kendi kuramsal ve eleştirel yönteminin harcına yediren bir bakış, yerine göre de bir tersten perspektif arayışı.

 

 Asıl ilgi alanın şiir, ağırlıkla şiir. Bu da eleştirinin en zor alanı mı?

 

Şiir, etteki kıymıktır. Kendisini hep hatırlatır ve battıkça kendi dilini daha da başkalaştırır. Şiir söz konusu olduğunda açılan yaralar hep hatırlamanın başlangıç eşiğini oluşturur. Çünkü şiirin varlık nedeni biraz da unutmaya karşı direnmedir. Şiir eleştirisi de unutmanın o mahut tarihine bir parantez açma girişimi benim için. Güç, sert ve elbette eleştirinin en zor alanı olarak kalmaya mahkûm.

 

 

 Artık günümüz edebiyatında eleştiri önemsizleşti mi?

 

Eleştiri yazınsal bir türdür ve yazılan eleştiri metni yazınsallıktan uzaksa, belli bir entelektüel donanımı yoksa, hangi alanda yazılmış olursa olsun eleştiri değildir. Günümüz edebiyatında bir yokluktan ve yoksulluktan dolayı her alanda olduğu gibi eleştiride de bir değersizleşme fazlasıyla var.

 

 Nedir senin eleştiri anlayışını belirleyen ilke ya da dürtü?

 

Kuramın olmadığı yerde eleştiri olamaz. Hakikatin görünen yüzlerinin üstündeki perdeyi ancak belirsiz bir alanda dillendirilebilecek olan bir karşı-estetikle bağlamlarını hayattan ve düşünceden alan bir kurucu-estetiğin yorum üreten benlik tasarımının her daim kendi kendinin de celladı olduğunu hatırlamak başlangıç ilkelerim.

 

 

Peki günümüzde yazılan Türkçe şiir hakkında bir şeyler söyler misin?

Bugün yazılan şiir daha çok bitimsiz bir hırsın, hevesin kurbanı olan bir acelecilikle malul. Yeni biçim ve güçlü şiir arayışları bu aceleciliğin kurbanı oluyor. Her şeye rağmen örgülerini çok sıkı ören bir şiirimiz var.

 

 Bir yayınevinde editörlük yapmak yazarı nasıl etkiliyor?

Çok değişik şekillerde etkilediğini söyleyebilirim. Bereketli bir insan malzemesi ve tanıklık sağlıyor her şeyden önce. Kitapla uğraşmak, her gün her an sayfalar arasında gezinmek, o sayfalara dokunmak ve koklamak, yeni heyecanlara vesile olmak, mümkünse insanların yolunu kısaltmak ve onlara yepyeni bir dünyanın kapılarını aralamak editör olmanın en büyük hazlarından biri. Bir yayınevinde editör olmak yazar Ahmet Bozkurt’u yazınsal ilgileri dahilinde ne öteye ne de beriye çekiyor. Kendi korunaklı alanında kendi yazınsal dünyasını kitapla ve yazıyla besleyen biri olarak yayın sektörü nümayişinin ruhuma değemeyeceği, kalemime dokunamayacağı bir labirent dünyam var. Onu korumak ve kollamak boynumun borcu.

 

 Hayatta asıl yapmak istediğin nedir?

Sığınacak hiçbir bahanemin olmadığı bir dünyada yepyeni, yakası açılmadık, kışkırtıcı yazı deneyleri gerçekleştirmek. 


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!