BCA Times
  ÖNE ÇIKAN HABERLER
  • <strong>Altın Kalem Ödüllü Yazar Metin ŞAHİN ile Röportaj</strong>
    Altın Kalem Ödüllü Yazar Metin ŞAHİN ile Röportaj
  • Kahramanmaraş’ta 7.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi
    Kahramanmaraş’ta 7.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi
  • Yazar Prof. Dr. Dr. Naim Derebaşı ile Röportaj
    Yazar Prof. Dr. Dr. Naim Derebaşı ile Röportaj
  • Yazar Rıdvan Serin ile Röportaj
    Yazar Rıdvan Serin ile Röportaj
  • Yazar İhsan Kutlu ile Röportaj
    Yazar İhsan Kutlu ile Röportaj
  • Yazar Ümmühan Yaşar ile Röportaj
    Yazar Ümmühan Yaşar ile Röportaj
  • Altın Kalem Ödülleri Sahiplerini Buluyor
    Altın Kalem Ödülleri Sahiplerini Buluyor
  • Hayatınızı Değiştirecek 20 İnanılmaz Paulo Coelho Sözleri
    Hayatınızı Değiştirecek 20 İnanılmaz Paulo Coelho Sözleri
  • Abdülhamid Han’ın Altın Saati Açık Artırmada
    Abdülhamid Han’ın Altın Saati Açık Artırmada
  • Berlin Indie Film Awards’tan ”Leyla Hanım” Filmine Ödül
    Berlin Indie Film Awards’tan ”Leyla Hanım” Filmine Ödül




YAZARLAR

Şafak Tunç / Tarihçi - Yazar
Şafak TUNÇ / Tarihçi - Yazar
Eklenme Tarihi: 4 Mayıs 2018, Cuma 14:38 - Son Güncelleme: 4 Mayıs 2018 Cuma, 14:39
Font1 Font2 Font3 Font4



ROMA İMPARATORLUĞU VE EVRENSEL DEVLET DÜŞÜNCESİ

 

Günümüz Batı dünyasının devlet geleneğinin temelini Roma İmparatorluğu’ndaki devlet geleneği oluşturmaktadır. Eskiçağların önde gelen dünya devleti Roma İmparatorluğu evrensel devlet iddiasını ortaya koyduğu uygulamalar ile göstermiştir. Romalının dünya görüşü, “Roma’nın ve Romalı’nın diğerlerinden üstünlüğü” inancına dayanmaktadır. Romalı zihninde Roma vatandaşı olmayan bütün insanlar Roma İmparatorluğu’na hizmet için yaratılmışlardır. Bu yüzden her Romalı asil, kendilerinin dışındaki herkes barbar ve köledir. 

 

Roma Helenistik medeniyetin evrensel mirasını benimsemiş ve bunu Batı dünyasına düşüncelerden ziyade kurumlar aracılığıyla aktarmıştır. Yunan’ın soyut anlayışı ile Roma’nın kurumsal anlayışının birleşmesi dünyanın siyasi mirasının bütüncül yanını ortaya koymaktadır. Bu mirasın öne çıkan en önemli ismi Çiçero’dur (İ.Ö. 106-43).

 

Çiçero’ya göre insan ırkı yaratılırken ona tanrısal bir armağan olarak “ruh” bağışlanmıştır. Ortak payda sayesinde tanrılarla insanlar aynı evrensel devletin üyeleri olabilmektedirler. Cicero, ruhun insanın ölümsüz, aynı zamanda tanrılarla ortak yanı olduğunu söylemiştir. Sözünü ettiği ruh, akılsal ruhtur. Akıl gibi ortak bir öze sahip olan tanrılarla insanlar, aynı devletin üyeleridir

 

Yasalar’da Çiçero şöyle der: “Yasa yapılacak ve yapılmayacak olanı buyuran yüce akıldır… O doğa’nın gücüdür, o ruhtur, bilgenin aklıdır, adaletli olanla olmayanın ölçüsüdür” Çiçero, "iyi bir Krallık"tan yanadır. Krallık da öteki yönetimler gibi bozulabilir, fakat özgürlük ile otorite arasındaki dengeyi sağlayabilen de ancak odur. 

 

Çiçero yasaların kaynağını ortak öz olan akılda bulur. Doğru akıl olan yasa, ırk, dil, din ayırt etmeksizin tanrılar da dâhil herkesi evrensel devletin mensubu haline getirir. İnsanlar doğayla uyum içinde yaşadıkları müddetçe bu evrensel yasayı bilebilirler. Çünkü bu yasa onların zihinlerinde yazılıdır.

 

 

Seneca (MÖ. 4 – MÖ. 65), Roma’nın imparatorluk dönemi düşünürüdür. Şöyle söyler: “İki devlet düşünüyorum, biri büyük ve gerçekten kamunun olan, tanrıları ve insanları kapsayan… sınırlarını güneşle ölçtüğümüz devlet, öteki, tüm insanları değil de insanların belli bir bölümünü içine alan, doğuş koşullarımızın bizi yazdığı devlet” Seneca'ya göre, insan; dünyayı, insan ırkının ortak ikametgahı olarak görmelidir. İnsanın bütün gözlemledikleri aslında tekdir ve insan büyük bir vücudun parçasıdır.

 

Roma siyasal yapısının çökmesi ile ortaya çıkan boşluğu dolduran Kilise’nin ideolojik görüşlerini Aziz Augustine oluşturmuştur. Onun fikirleri yaklaşık V. Yüzyıl’dan XIII. Yüzyıl’a kadar Kilise'nin dogması olarak kabul edilmiştir.

 

Orta Stoa (M.Ö.II. ve I. yüzyıllar) öğretisine göre, Tanrısal varlığın bedeni olan "evren", zorunlu olarak lekesiz bir güzelliğe sahip bir organizmadır. . Evren, insan ruhunun bedenin bütün kısımlarında varolması gibi her yerde hazır olan bir varlıktır.

 

Marcus Aurelius Antonius’a (121/124-180) göre kendisinin iki yurdu vardır: Antonius olarak Roma; fakat bir insan olarak Dünya”.

 

Roma İmparatorluğu kendisi dışındaki siyasi yapılara “Divide et İmperium” yani “parçala ve yönet” yöntemini uygulamıştır.  Bu yöntemle, ileride muhtemel olarak kendisine rakip çıkabilecek ve evrenselliğine gölge düşürebilecek siyasal oluşumları çeşitli faktörler temelinde parçalara bölerek ve kolayca hâkimiyeti altına almayı amaçlamaktadır ki, evrensel yapısını muhafaza edebilsin ve ileriye doğru taşıyabilsin.

 

Omnes viae Romam ducunt/ Bütün yollar Roma'ya çıkar sözü Roma’nın evrensellik anlayışının bir yansımasıdır.

 

Roma İmparatorluğu’nda Tiber kıyısında bulunan Vesta Mabedi’nin rahibeleri bakireydi. Bu çok eskiden kalma arkaik bir müesseseydi ve burada yanan ateş-i ebedi/ ebedi ateş sayılıyor, Roma’nın kudretinin ve tanrılarının hâkimiyetinin temsilcisi olarak görülüyordu. Ebedi olmak düşüncesi Roma için vazgeçilmezdi.

 

Roma İmparatorluğu’nda kent, siyasal gücün odağı ve sahnesidir. Düzenin gücü, Roma’nın üstünlüğü kentin ve yapıların vatandaşı ezen, devleti yücelten azametli, görkemli mekânlarda temsil edilirdi.

 

Roma İmparatorluğu’nda devletin, sistemin ve ordunun gücünü gösterecek büyük ölçekli, görkemli yapılar, şehrin sürekliliğini, özünün kalıcılığını ve değişmez oluşunu vurguluyordu. Böylelikle Romalılar sadece bu eserlere değil devletlerinin ebediliğine bakıyorlardı. Bu eserler geçici değil kalıcı bir rejime itaati bilinçaltına işlemesi için görkemli ve büyük yapılıyordu.

 

Anıtlarda kullanılan ölçeklerin hayranlık uyandırması ve devletin ebediliği ile ilgili çağrışım yapması isteniyordu.

 

Roma’da yapılan Pantheontüm tanrıların tapınağı” anlamına geliyordu. Pantheon’un tasarımı “imparatorluk fikrini ve imparatorluğun bu fikri temsil eden bütün tanrılarını yüceltiyordu” bu da yine evrensellik düşüncesinin bir yansımasıdır. Dairesel duvarda Pagan tanrılarının heykellerinin konduğu nişler vardı. Tanrıların böyle bir araya toplanması Roma’nın dünya hâkimiyeti arayışını karşılıklı uyum içinde himaye ettikleri mesajını veriyordu. Gerçi Antik Yunan’da hiç kimse tanrı olarak kabul edilen Athena’yı görmemişti, ancak onun aslında var olmadığını iddia etmek idamla cezalandırılan bir suçtu.

 

Pantheon’un tepesinde daire biçiminde boşluk vardı ve kubbenin tepesinden giren gün ışığı gün boyunca binanın içinde, tanrı heykellerini sırasıyla aydınlatarak dönüyordu.

 

Kamusal alanlarda yer alan kentsel mekânların siyasi, ekonomik, toplumsal ve psikolojik anlamlarını en iyi kullanan devletlerden birisi Roma İmparatorluğudur. Yunan uygarlığından gelen bu mirası daha ileriye taşımayı bilmişlerdir. Eskiçağlarda bu konuda daha bilinçli olunması günümüzde ise bunun pek önemsenmemesi garip bir durumdur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN