BCA Times
  ÖNE ÇIKAN HABERLER
  • Kırmızı Kudüs Sergisi
    Kırmızı Kudüs Sergisi
  • Acıya uyanmak ya da uyanamamak / 17 Ağustos 1999
    Acıya uyanmak ya da uyanamamak / 17 Ağustos 1999
  • Yazar Aynur Öztürk ile Röportaj
    Yazar Aynur Öztürk ile Röportaj
  • 15TEMMUZ TÜRK MİLLETİNİN ZAFERİDİR
    15TEMMUZ TÜRK MİLLETİNİN ZAFERİDİR
  • Samimiyetsiz Mücahidler
    Samimiyetsiz Mücahidler
  • Lavanta Kokulu Mahmurluk
    Lavanta Kokulu Mahmurluk
  • Birbuğday başağındaki sır….
    Birbuğday başağındaki sır….
  • ŞEFFAF YELKENLİ
    ŞEFFAF YELKENLİ
  • YURTTA BARIŞ CİHANDA BARIŞ İLKESİ IŞIGINDA İLERLEYEN TÜRKİYE
    YURTTA BARIŞ CİHANDA BARIŞ İLKESİ IŞIGINDA İLERLEYEN TÜRKİYE
  •  KOLAY MATEMATİK 1+1=1
     KOLAY MATEMATİK 1+1=1




YAZARLAR

Mehmet ER / Mühendis-Oyuncu-Yazar
Mehmet ER / Mühendis-Oyuncu-Yazar
Eklenme Tarihi: 2 Mayıs 2018, Çarşamba 19:43 - Son Güncelleme: 2 Mayıs 2018 Çarşamba, 19:47
Font1 Font2 Font3 Font4



RETORİK…

      İnsan yaratılışı itibari ile düşünme ve konuşma yetisine sahip özel bir varlıktır. Kendisini bitkiler, hayvanlar ve diğer canlılardan ayıran en temel özelliği budur. Bu yüzden parantez içinde “varoluşu en özel varlık” da diyebiliriz. Bu en temel avantajın bizlere sunduğu bir diğer şey ise iletişimdir. İlk insandan bizlere, ilk medeniyetlerden bugün ki dünya medeniyetlerine kadar olan süreçte iletişim yaşamın temel ihtiyaçlarından birisi olmuştur.

 

İletişim dediğimiz zaman acıkan bir bebeğin ıngaa diye çıkardığı sesten bir politikacının halka yaptığı hitaba kadar geniş bir kullanım alanını düşünebiliriz. İletişimin gücü hayatın her kademesinde kendisini göstermektedir. Özellikle arifesinde olduğumuz seçim döneminde çok sık maruz kalacağımız bir durum olacaktır.

 

İletişim özünde bir sanattır. Bu sanat öyle değerlidir ki iyi bir hatip kendisini dinleyen bir kitleye hangi kelimeler (üslup) ile hitap edeceğini iyi bilirse etkileyecek olması kaçınılmazdır. İyi bir resme bakan, iyi bir şiir okuyan veya iyi bir müzik dinelyen kişiye ilham gelmesi gibi. İşte bundan yola çıkarak size çok değerli bulduğum “Retorik” kavramından bahsetmek istiyorum.

     

      Retorik; Fikirleri, düşünceleri en iyi bir biçimde ifade etme, etkili konuşma dili, başka bir deyişle etkileyici ve ikna edici konuşma sanatıdır. Siyasetten felsefeye, hukuktan edebiyata, doğal dilden, bilim dışı akıl yürütmeye kısacası hayatın her alanında Retoriğe rastlanır. 

 

Retoriğin ilk ortaya çıkışı doğrudan demokrasi ile bağlantılıdır. Atina’nın siyasal, hukuksal yapısı retoriğin ortaya çıkması için uygun bir ortamdı. Özellikle MÖ 5. yüzyıl Atina'sında tüm yurttaşlar askeri görev dışında, yargıçlık gibi her türlü kamu görevini kısa süreli dönüşümlü olarak üstleniyorlardı. Her özgür yurttaş halk meclisinin doğal üyesiydi. Kenti ilgilendiren her türlü sorunla doğrudan ilgilenir, bir dava açılacağında önce şikâyet kamu görevlisine iletilirdi. Ardından halktan kurulu bir jüri önünde davalı ile davacı doğrudan konuşarak jüriyi ikna etmeye, yanlarına çekmeye çalışırlardı. Davayı yürütecek bir savcı ya da savunmayı üstlenecek bir avukat yoktu. Davalı kendini savunmak durumunda olduğundan dolayı, kendini daha iyi savunabilmek için belli bir konuşma yetisine sahip olmalıydı. Böylece konuşma yetisine sahip olanlar sivrilip önder olabilirdi. İşte böyle bir ortamda retorik zamanla sanat haline gelebildi.

 

Klasik Yunan’da halkın siyasal yaşama büyük ölçüde katılmalarından doğmuş olan retorik giderek eğitimin temeli olmuştur. İsokrates ile başlayarak 4. yüzyılda retorik okulları kurulmaya başlamış ve Yunan-Roma dönemi boyunca retorik dersleri genç erkeklerin eğitiminin önemli bir parçası olmuştur.

 

Retorik sözde ve yazıda tümceden daha büyük birimleri konu edinmiş, böylece bir yazı tipolojisinin, bu yazı tipolojisine dayalı bir yazın eleştirisinin eğitiminin yolunu açmıştır. Dilin bu estetik kullanımı belirli biçimsel sınırlamalara konu olmuş, söylevin üretimi, yazınsal metinlerin üretimi, geniş ölçüde dinleyicilerin beklentilerinin belirlenmesi okullarda ders olarak verilmiştir.

 

Üç temel öğe retoriğin olmazsa olmazlarıdır; Hitabetçi, dinleyici ve ikisinin görüşlerini ve düşüncelerini iletebilmelerini sağlayan bir dil. Özellikle dilimiz içerdiği öz Türkçe kelimeler ile Farsça ve Arapça dan geçen kelimler ve diğer yabancı dillerden kullanıma alınan kelimeler sayesinde bu alanda oldukça güçlüdür.

 

Retoriğin gerçekleşmesi için söyleyen kişinin güvenilir olması,  söylenen sözün mantığa ve akla uygun olması, dinleyicinin duygularına ve inanışlarına yakın olması ve söylenmek istenenin yerinden ve zamanında olması gerekmektedir.

 

Bir yazar olarak edebiyat açısından retoriğe baktığımızda edebi eserlerde konuşan biri (yazar) ve hitap ettiği dinleyiciler (okuyucu) vardır ama fiziksel anlamda karşı karşıya gelen bir hatip ve dinleyiciyle birlikte gerçek anlamda bir söyleşme olmadığından ancak edebi metnin içinde yer alabilirler. Bu şekilde düşündüğümüz zaman gündelik yaşam retoriği ile edebi söylemlerin retoriği birbirinden farklıdır.

 

Nice yazarlarımız ve şairlerimiz eserlerinde retorik sanatını öyle güzel kullanmışlardır ki bazı şiirleri ve yazıları okumaya doyamayız. Öyle betimlemeler, öyle dizeler görürüz ki eserin içine dalıp gideriz sanki.

 

Ne yazıktır ki günümüz de her alanda olduğu gibi güzel söz söyleme konusunda da belagatli insanlara hasret kalmış durumdayız. Tabi tam da seçim arifesinde kitleleri ikna etmeye odaklı bol bol duyacağımız “siyasetçi retorikleri” ni saymazsak…

 

Umarım bir gün okullarda ders olarak okutulmaya başlar “Retorik” sanatı.

 

Not: Yazan ve topluluk karşısında hitabet yapmak durumunda olan okuyucularıma Aristoteles’in Retorik isimli eserini hararetle tavsiye ederim.


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN