BCA Times
  ÖNE ÇIKAN HABERLER
  • <strong>Altın Kalem Ödüllü Yazar Metin ŞAHİN ile Röportaj</strong>
    Altın Kalem Ödüllü Yazar Metin ŞAHİN ile Röportaj
  • Kahramanmaraş’ta 7.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi
    Kahramanmaraş’ta 7.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi
  • Yazar Prof. Dr. Dr. Naim Derebaşı ile Röportaj
    Yazar Prof. Dr. Dr. Naim Derebaşı ile Röportaj
  • Yazar Rıdvan Serin ile Röportaj
    Yazar Rıdvan Serin ile Röportaj
  • Yazar İhsan Kutlu ile Röportaj
    Yazar İhsan Kutlu ile Röportaj
  • Yazar Ümmühan Yaşar ile Röportaj
    Yazar Ümmühan Yaşar ile Röportaj
  • Altın Kalem Ödülleri Sahiplerini Buluyor
    Altın Kalem Ödülleri Sahiplerini Buluyor
  • Hayatınızı Değiştirecek 20 İnanılmaz Paulo Coelho Sözleri
    Hayatınızı Değiştirecek 20 İnanılmaz Paulo Coelho Sözleri
  • Abdülhamid Han’ın Altın Saati Açık Artırmada
    Abdülhamid Han’ın Altın Saati Açık Artırmada
  • Berlin Indie Film Awards’tan ”Leyla Hanım” Filmine Ödül
    Berlin Indie Film Awards’tan ”Leyla Hanım” Filmine Ödül




YAZARLAR

Ayfer YÜKSEL / Yazar
Ayfer YÜKSEL / Yazar
Eklenme Tarihi: 7 Ocak 2018, Pazar 03:16 - Son Güncelleme: 7 Ocak 2018 Pazar, 03:16
Font1 Font2 Font3 Font4



Portakal Kabuğu Kokulu Mutluluk

                              

Gecenin sessizliğinde, karanlığı bembeyaz bir tülle örtmüştü sis… Bir başka dünya hayalinde bomboş bir sahne gibiydi adeta. Sanki insanlara yeni bir şans verilmişti yeniden başlamak için…

 

Figürler oluşturdum kafamda. Öncesinde kukla gibiydiler, bir yüz bir sima ekledim her birine. Kol bacak taktım, giyinip kuşandırdım onları. Bir de baktım ki her biri hareketlendiler çoğaldılar, yürümeye başladırlar. Yalnız eksik olan bir şey vardı. Onları dikkatle izleyince hemen fark ettim. Yüzlerinde hiçbir duygu ifadesi yoktu. Bu boşluğu fırsat bilip hemen her birinin yüzüne gülücükler ekledim. Yeni bir dünya için mutlu insanlarım hazırdı artık.

 

Hızlı bir şekilde işe koyuldular. Ardından çatılar kuruldu, bacalar tütmeye başladı. Tarlalar yeşererek başaklar olgunlaştı. Ormanın yeşilinde bereketli yağmurlar yağarken, rengârenk çiçekler süsledi vadileri.

 

Güneş aynı güneşti, ay aynı parlaklığında. Yıldızlar düşmüştü okyanusa yakamozların ışıltısıyla. Gün batımının turuncu kırmızısına eşlik ettiler danslarıyla gökyüzünde dönüp duran martılar. Şelaleler aktı, sular uçuştu, gökkuşakları oluştu rengârenk kubbelerle. Pınarlar aktı duru duru kayaların oyuklarından. Çakıl taşları öylesine parlaktı ki kanlı elmaslar bile kıskandı onları.

 

Akılla nefsin dostluğundaki üretim öylesine başarılıydı ki; muhteşem gelişim zamana meydan okurcasına hızlı, doğru ve kusursuzdu. Kuralların tek amacı insan mutluluğu olduğundan yazılmasına bile gerek kalmadan uygulandı sadece.

 

Sevmek ve yardımlaşmak öncelikti. Merhamet ve vicdan mutlaka olması gereken, empati ve duyarlılık vazgeçilemez olan. Saygı; sunulan yaşama ve sunucusuna minnet, sunulan varlığa kıymet verip hizmet etmek demekti. Bireyselliğin ve şekilselliğin çok ötesinde insan fıtratına yakışır güzellikteydi tüm kurallar. Kuşlar cıvıldaşmalı, aslanlar kükremeli, nehirler coşmalı, çocuklar gülüşmeliydiler.

 

Bilen bilmeyene anlatıyor, bilmeyen dinliyordu. Ne çok doymak önemliydi onlar için, ne de bedenin süsü püsü. Bilimde öylesine ilerleyip, öyle muhteşem icatlarda bulundular ki ne Afrika’da açlık kaldı ne de kanserden ölen. Asıl önemlisi tüm sahip olunan varlıklar paylaşıldığından “savaş” kelimesi lügatten silinip gitti. Hatta karşıtı kalmayınca “barış” kelimesi bile önemini yitirdi.

 

Sislerin üstlerinde oluşturduğum dünyada mutluluğu yakalamak öylesine kolaydı ki, öylesine ulaşılır… Yemyeşil bir tarlada rengârenk bir kelebeğin ardından kollarımı açıp koşmak geldi içimden. Papatyalardan taç yapıp uçuşan saçlarıma toka yapmak istedim çocukça. Bir pınar göletini süsleyen mor çiçekleri hayal ettim uzun uzun. Ayağımı gıdıklayan ince kristal kumlarda ki yürüyüşüm neredeyse gerçek gibiydi.

 

Sonra birden evlerden birinde bir anne her akşam yaptığı gibi bir portakal soyup dilim dilim dağıttı yavrularına. Portakal kabuğu kokusu buram buram dağılırken her yana, çocukların bilinçaltına “portakal kokulu annem” diye yerleşti o muhteşem anne tüm sevgisi ile sevgiyi öğretirken. O anne benim annemdi ve o çocuklardan biri de ben. Portakal kabuğu kokusundaki o mutluluk tüm yaşamıma yayılırken…

                 

Sisli bir dünyanı akıl ve nefis dostluğunda mutlu bir dünyaya dönüştürme dileğiyle…

                                                                                                                                                                  


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN