ÖNE ÇIKAN HABERLER

MARDİN İNCİSİ ULUBEY KONAĞI
Eklenme Tarihi: 14 Mayıs 2022, Cumartesi 14:20 - Son Güncelleme: 14 Mayıs 2022 Cumartesi, 14:20
Font1 Font2 Font3 Font4



MARDİN İNCİSİ ULUBEY KONAĞI
Mardin, anlatılmaya kelamın yetmeyeceği nadide şehir. Şehir kelimesi bile çaresiz kalıyor içindeki harmanı anlatmaya. Süryani, Arap, Kürt, Türk demeden herkesi barındırıyor koynunda.

   Kapatın gözlerinizi. Bütün kainatın sesini dinlemek için sadece durun. Nefesleriniz dursun, bütün organlarınız en azami gürültüye gark olsun. Sadece bekleyin. Zamanın, en güzel zerresini yudumlamak için bekleyin. Bütün duyularınızın açılmasına izin verin. Taşların kokusu dolsun ciğerlerinize. Sanki daha önce duymadığınız kuş cıvıltıları, tatlı bir seda ile kulaklarınıza ahenkli melodiye dönüşsün. Şimdi tatmadığınız lezzetteki o hava damaklarınızda. Tam da Mezopotamya’nın karşısında, elinizde en leziz muhabbet, semayı izliyorsunuz. Binlerce yıl öncesinde yaşayan insanların ilk ayak bastığı topraklar, ilk koşturduğu, ilk mücadele ettiği zerreleri selama duruyorsunuz. 

   Mardin, anlatılmaya kelamın yetmeyeceği nadide şehir. Şehir kelimesi bile çaresiz kalıyor içindeki harmanı anlatmaya. Süryani, Arap, Kürt, Türk demeden herkesi barındırıyor koynunda. Çocukları, bastığı toprağın kıymetini bilir gibi gülümsüyor. Herkes büyük bir saygıda. Hangi kapıyı çalsanız, sizin kim olduğunuza bakmadan buyur alıyorsunuz. Misafir, başın üzerinde taşınıyor. Öyle taşınıyor ki insan olmanın ne kadar güzel olduğunu, bir yudum çayın sofrasında anlıyorsunuz. Her taş, her renk, her adım ayrı bir anlam kazanıyor. Büyük şehirlerin, büyük medeniyetlerin hayallerini kurmuyorlar. Sizi şaşırtacak şekilde birbirlerine karışmışlar. Öyle karışmışlar ki dillerinden dökülen her kelam yaşadıkları benzersiz toprağın kıymetini bilerek dökülüyor. Her sokağında, her çıkmazında anlıyorsunuz. 

   Ulubey Konağı ise Mardin’in en güzel manzaralarından birini konuk ediyor sofranıza. Nasıl sıcak, nasıl samimi. Her gelenden şunu duymanız pek normal orada ‘taşların bir sesi var’. Yüzlerce yıllık anılarını biriktirmiş içinde. İlk başlarda Macar Kasrı olarak kullanılmış, sonrasında ise kökleri daha ileriye dayanan bir ailenin en güzel anılarını yaşatmış içinde. Bu yaşayan anıların canlı şahidi ise pek kıymetli Mehtap Hanım. Şimdilerde otel olarak kullanılan bu konağın sorumlularından biri. Anneannesi, annesi ve kendisi bu konağın hemen orta katındaki odada doğmuş. Ne hikayeler, ne anılar yaşamış anlatılmaz. Dayılar, teyzeler, torunlar, büyük dede ve büyük nine hep birlikte yaşamış. En alt kat mutfak olarak, orta kat torunlar, dayı, teyzelerin kaldığı kat olarak, en üst katı da büyük dede ve ninenin kaldığı yer olarak kullanırmış. Ninesinin dediği gibi ‘bir insandan o kadar insan’ var olmasına hürmetle, hep birlikte anılarını biriktirmişler. Konağın, giriş katı olan en üst kat, şimdilerde görkemli bir manzarayla sizleri kucaklarken, Mehtap hanımın deyişiyle ‘eskiden önemli insanlar burada kalırdı. Biz çocukların başına bir şey gelir diye çıkartılmazdık. Ancak büyükler uyuduğu zaman gizlice çıkar, öyle dolanırdık. Fakat kimsenin haberi olmazdı’ dediği en güzel manzaranın mekanı. Aslında, diyor Mehtap hanım ki en çok etkilendiğim noktayı da bu şekilde dile döküyor. ‘Aslında sadece ben doğdum burada. Diğer kardeşlerimin her biri Ankara’da doğdu. Çocukken sık sık gelirdik buraya. Büyükler vefat edince gelmeler de seyrekleşti. Bir süre sonra unutur olduk. Gelip gidiyorduk, ama çok nadir. Mardinliyim demeye utanıyordum. Bana nereli olduğumu sorduklarında Mardin’de doğdum, ama Ankaralıyım, diyordum. Dünya’nın birçok ülkesini, birçok şehri gezdim dolaştım. Buraya yeniden gelişim resmi işler dolayısıyla olunca Konağı da ziyaret etmek istedim. Otel oluşumu aşamasında tadilatlar yapılıyordu ve birkaç sefer denedikten sonra üçüncü de içeri girebildim. Bir anda anılarım gözümün önünde canlandı. Koşturduğumuz, güldüğümüz, ağladığımız yerler hemen gözümün önündeydi. Doğduğum odaya girdiğim zaman kendimi çok zor tuttum. Halim bey (otelin sahibi) olmasaydı hıçkıra hıçkıra ağlayabilirdim. Sonra bir şey oldu ve kalmaya karar verdim. İşte o zaman anladım ki benim medeniyet diye gezdiğim, gördüğüm bütün yerler yalanmış. Medeniyet dediğim her şey burada toplanmış.’ 

Mardin ve Ulubey Konağı’na gittiğiniz zaman, ruhunuzun aradığınız o parçasını tam da orada bulmanız bu nedenle. Konağın geniş, kuş sesleriyle dolu alanında yürürken kendinizi bulmanız tam da bu nedenle. Doğumlar, ölümler, düğünler görmüş siluetine misafir olmak yaptığınız. Bir de en güzel aşk hikayelerinin bağrında uyuduğunuzu düşünün. Kız kardeşinin bayramlık ayakkabısıyla sevdiği adamın peşinden kaçan gencecik bir kızın sevda kokulu bağrını düşünün. Bütün duygularıyla sizi kucaklamak için bekler o köşesinde. 

Her günün, her dakikasının ne derece önemli olduğunu da o terasın bahçesinde, ufak adımlarla ilerlerken anlarsınız. Birbirinden sıcak, değerli, güler yüzlü oranın sahibi, çalışanların her biri ‘bir isteğiniz var mı’ diye peşinizden gelirken ki hissettiğiniz en temiz duyguları. 

Konak, otel öncesinde her ne kadar kötü bir durumda da olsa otel için değişimler başladığında, sihirli bir elin değdiğini her dokusuyla hissediyorsunuz. Yapının tarihi dokusuna hiçbir şekilde zarar vermeden, dokunulmadan öyle güzel işlenmiş ki hayran kalıyorsunuz. Her oda, sizi ayrı bir dünyaya götürüyor. Elbette bütün bu değişim, bütün bu nadide dokunuşların sahibi de otel sahibi Halim bey. Kendi tasarımı olan odaların her birinde size anlatacak hikayesi var. Emeğin, sanat ile birleştiğini görüyorsunuz. Renklerin uyumu, kullanılan en ufak eşyaların bile yerleştiği yerler sizi bütünleşmiş bir döngünün kapısını, masalsı bir diyarla açıyor. Kendinizi bir kral, kraliçe gibi hissediyorsunuz. Sadece odanızın içinde değil, odanızın dışında salınarak yürüdüğünüz her an size evlerinin en değerli misafirlerinden biri olduğunuzu hissetmekten geri kalmıyorlar. 

Elbette, anlatılacak, konuşulacak çok şey var. Mardin ve Mardin’in nazlı kızı Ulubey Konağı, gitmeniz, görmeniz, ruhunuzun bir parçasını tamamlamanız için bütün güzel insanlarıyla sizi bekliyor. Ayrılık vakti geldiğinde ise boğazınızda düğümlenen o hüznü bastırmanız için teselli edip, adımlarınızın oraya dönmesi için aranızda bozulmaz bir yemin ediyor. 

Mardin’e, Mardin’in sanatçı çocuklarına, kalpleri tertemiz, aşk dolu sokaklarına, bizi misafir eden, yollarında yolculuk eden, güler yüzlü insanlarına selam olsun…

– Rüzgar


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!