BCA Times
  ÖNE ÇIKAN HABERLER
  • <strong>Altın Kalem Ödüllü Yazar Metin ŞAHİN ile Röportaj</strong>
    Altın Kalem Ödüllü Yazar Metin ŞAHİN ile Röportaj
  • Kahramanmaraş’ta 7.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi
    Kahramanmaraş’ta 7.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi
  • Yazar Prof. Dr. Dr. Naim Derebaşı ile Röportaj
    Yazar Prof. Dr. Dr. Naim Derebaşı ile Röportaj
  • Yazar Rıdvan Serin ile Röportaj
    Yazar Rıdvan Serin ile Röportaj
  • Yazar İhsan Kutlu ile Röportaj
    Yazar İhsan Kutlu ile Röportaj
  • Yazar Ümmühan Yaşar ile Röportaj
    Yazar Ümmühan Yaşar ile Röportaj
  • Altın Kalem Ödülleri Sahiplerini Buluyor
    Altın Kalem Ödülleri Sahiplerini Buluyor
  • Hayatınızı Değiştirecek 20 İnanılmaz Paulo Coelho Sözleri
    Hayatınızı Değiştirecek 20 İnanılmaz Paulo Coelho Sözleri
  • Abdülhamid Han’ın Altın Saati Açık Artırmada
    Abdülhamid Han’ın Altın Saati Açık Artırmada
  • Berlin Indie Film Awards’tan ”Leyla Hanım” Filmine Ödül
    Berlin Indie Film Awards’tan ”Leyla Hanım” Filmine Ödül




YAZARLAR

Mustafa Sefa Güvenir / Yazar
Mustafa Sefa GÜVENİR / Yazar
Eklenme Tarihi: 16 Şubat 2018, Cuma 03:26 - Son Güncelleme: 16 Şubat 2018 Cuma, 03:26
Font1 Font2 Font3 Font4



Lisanımızın Korunması Bölüm I

 

 

Toprak kaybı, o ülkenin kaybolması değildir, lakin dilini kaybeden bir millet için artık yaşama ve devam hakkı beklemek abestir. Gerçekten de dili paramparça edilmiş bir milletin, bu yarayı onarmadan, başka hangi dert ile oyalanmaya hakkı vardır?

Samiha Ayverdi

Özellikle anakentlerde insanların konuşmaları aksansız ve temiz gibi görünür. Oysa konuya vakıf, işinin ehli kişi olmak gerekmeksizin konuşulan dilin ne kadar da yabacı kelimelerle dolu olduğunu fark etmemek mümkün değil. Hatta bir konuşmacıya gerek kalmaksızın, cadde ve sokak reklamlarının, tabelalarının, ilanlarının genelinin yabancı kelimelerden ibaret olduğunu görmek kaçınılmaz. Pet Shop, Pub, Coiffeur, Ice Cream… Bu örnekler o kadar çok ki gündelik hayatımızda, sanki bir kalite ibaresi gibi algılanmış, hatta algılatılmış günümüz toplumunda. Peki, neler oluyor, bu iş nasıl başlıyor?

Televizyon, radyo ve sosyal medya araçlarına baktığımız zaman, dilimizi, lisanımızı parçalamak konusunda başı çektiklerini görmek mümkün. Konuştuğu dilin yabancı olduğunu dahi bilmeksizin, internet ile ilgili yabancı birçok terim, hayatımızın içerisinde, hatta günlük konuşmalarımıza dahi girmiş durumda. Kuşaklar arası kopmalar, en fazla burada baş gösteriyor. Sonra ön plana çıkmış radyo program yapımcıları, ciddi sayılarda takipçilere sahip bu kişilerin konuştuğu sözler, dinleyenlerin hayatlarının içerisine yerleşiveriyor sinsice. Ancak televizyon dünyasının eline kimse su dökemez bu konuda. Özellikle yabancı filmleri dublaj yapmak konusunda, zirveyi dünya çapında kimseye kaptırmadığımızı gururla söylüyoruz ama “Vay canına” yerine “Wooowww” diyen seslendirmenler hala mevcut ki bu sadece bir örnek.

Toplumların karşısına aydın adı başlığı altında çıkan, panellerde konuşmalar yapan kişiler peki? Olduklarından daha entelektüel görünmek pahasına, sözlerinin anlaşılabilir olmasına özen göstermek şöyle dursun, aksine toplumun anlamayacakları bir üslup ile konuşuyorlar. Oysa aydınlar toplum süzgeçleri değil midir aynı zamanda? Halkın anlamadığı olayları ya da anlamakta güçlük çektikleri konuları sentezleyip, anlaşılır lisanda anlatmak değil midir asli görevleri? Hadi doktorlar, özellikle de, hastalarına kötü haberler verirlerken, Latince kelimelerin arkasına geçmek isteye bilirler, bunu anlarım. Ancak basit bir enfeksiyon olayını, neden karşılarında sanki meslektaşları varmış gibi konuşurlar, grip olmuş bir hastayı bu kadar yormak niye?

Bu konuda edebiyatçılar başta olmak üzere biran evvel önlemler alınmalı diye yazmak istiyor kalem lakin ülkemizde edebiyatı en zayıf olanlar da maatteessüf edebiyatçılar. Tıpkı sanatı bilmeyen sanatçılardan olduğu gibi, onlardan da nasibini alıyor toplumumuz. 

Artık işin şakası yok, ivedilikle toplumun sevk ve idarecileri, özellikle eğitim kurumları başta olmak üzere, lisanımızı kurtarmak üzere kolları sıvamalıdırlar, zira iki kuşak pek yakında iletişimin en önemli temel taşı olan konuşmayı gerçekleştirmek için, araya tercüman koymak zorunda kalacaklar maazallah.

Özetlemek gerekirse, geçmişte yapılan bir takım hatalardan ders çıkararak harekete geçmeli, özellikle aydın kesimlerin yetiştirildiği okulların kendi lisanımızda eğitim vermelerinin ehemmiyetine dikkat çekilmelidir, milli eğitim yabancı lisanda değil, yerel dilimiz olan Türkçe ile öğrencilerimize verilmelidir. Sadece eğitim kurumları mı? Sosyokültürel her alanda, topluma temas eden tüm kitle iletişim araçlarında, reklamlarda, isim tecil, marka patent kuruluşlarında önlemler alınmalıdır. Toplumumuza bir an evvel yerli ve milli aydınlar, sanatçılar kazandırılmalıdır. Çünkü makalemizin başında da yazdığımız gibi;

Toprak kaybı, o ülkenin kaybolması değildir, lakin dilini kaybeden bir millet için artık yaşama ve devam hakkı beklemek abestir. Gerçekten de dili paramparça edilmiş bir milletin, bu yarayı onarmadan, başka hangi dert ile oyalanmaya hakkı vardır?

Samiha Ayverdi


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN