BCA Times
  ÖNE ÇIKAN HABERLER
  • <strong>Altın Kalem Ödüllü Yazar Metin ŞAHİN ile Röportaj</strong>
    Altın Kalem Ödüllü Yazar Metin ŞAHİN ile Röportaj
  • Kahramanmaraş’ta 7.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi
    Kahramanmaraş’ta 7.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi
  • Yazar Prof. Dr. Dr. Naim Derebaşı ile Röportaj
    Yazar Prof. Dr. Dr. Naim Derebaşı ile Röportaj
  • Yazar Rıdvan Serin ile Röportaj
    Yazar Rıdvan Serin ile Röportaj
  • Yazar İhsan Kutlu ile Röportaj
    Yazar İhsan Kutlu ile Röportaj
  • Yazar Ümmühan Yaşar ile Röportaj
    Yazar Ümmühan Yaşar ile Röportaj
  • Altın Kalem Ödülleri Sahiplerini Buluyor
    Altın Kalem Ödülleri Sahiplerini Buluyor
  • Hayatınızı Değiştirecek 20 İnanılmaz Paulo Coelho Sözleri
    Hayatınızı Değiştirecek 20 İnanılmaz Paulo Coelho Sözleri
  • Abdülhamid Han’ın Altın Saati Açık Artırmada
    Abdülhamid Han’ın Altın Saati Açık Artırmada
  • Berlin Indie Film Awards’tan ”Leyla Hanım” Filmine Ödül
    Berlin Indie Film Awards’tan ”Leyla Hanım” Filmine Ödül




YAZARLAR

Ayfer YÜKSEL / Yazar
Ayfer YÜKSEL / Yazar
Eklenme Tarihi: 23 Eylül 2017, Cumartesi 23:22 - Son Güncelleme: 24 Eylül 2017 Pazar, 14:01
Font1 Font2 Font3 Font4



İnsan Ne Yaptı?

Sabah uyandım. Penceremden dışarı baktım. Gökyüzü mavi, toprak yağmur kokuluydu. Karadenizi izledim uzaktan, duvağı yüzünde yoktu. Olabildiğince maviydi gökyüzüyle yarışırcasına… Japon balıklarım o kadar  acıkmışti ki, beni görünce akvaryumun camına yapıştılar neredeyse. Önce onları doyurdum. Sonra mor menekşemi sulayıp kendime sıcak bir kahve yaptım ve şükrettim hayatın özenle sunduğu, kısacık ta olsa bu yaşam kesitine. Çünkü gözlerim mutluluk arıyordu sadece. Mutluluk ta hep yanımdaydı zaten, ben onu aradığım sürece.

 

Bütün keyfime rağmen sürekli dilimde olmasından yorulup beynimin bir köşesine attığım, çözümü olan fakat çözümlenmek istenmeyen o soru yine dilime döküldü. Sorusuyla, cevabıyla…

 

Lütfedilen yaşama hürmeten biz ne yaptık peki?

 

Ne yaptı insan?

 

Nefsinin körelttiği gözleriyle yaşamı karartırken, doyumsuzluğun esaretinde çarpıklaştı, sapıttı, saldırganlaştı. Özündeki merhamet ve vicdandan uzaklaşıp yaşadıklarını inkar edercesine, insanken insana yabancılaştı.

 

İsteklerdeki farklılık, zevklerdeki ayrılık, kültürlerdeki değişkenlik aslında; morundan yeşiline, sarısından mavisine, beyazından pembesine binbir çiçeğin renk cümbüşünde bir bahçe iken üstünde sırtüstü yatıp, beyaz martı desenli gökyüzünü izleyebileceğin… Onlar bir köşeye siyah güller diktiler ve biz ötekiyiz dediler, ötekileştiler…

 

Ötekileşirken taraf oldular, taraflaşırken düşman. İsimleri sadeleştiğinde daha da rahatladılar sanki. Daha da özgürleşip, daha da saldırganlaştılar.Yaradılıştaki hakkı, adaleti, eşitliği hiçe sayarak insan kurgusu şekilselliğin esiri olup insanlığı ezdiler, böldüler, parçaladılar. Zulmün keyifdarları gülüşüp oynaşırken, soluğu kesilen anneden ninni bekleyen bebeğin mızırtısını duymadılar bile. Bir tarafta açlar, bir tarafta toklar oluştu. Acının kavurganlığı mazlumu  ve masumu iyice susturdu. Dökülen kanlar hayat bahçemizdeki tüm renkleri soldurdu.

 

Halbuki;

 

Bize sunulan yaşamın güzelliğine hürmeten özel olduğumuzun bilincinde “bir” olabilseydik eğer, hem “bir” hem “tam” olacaktık artık. Biri üzülse diğeride üzülecekti “bir” miş gibi. Ama teselli etmeyi de bilecekti “tam” mış gibi. Biri ağlasa digeri de ağlayacaktı “bir” miş gibi. Ama göz yaşlarını da silecekti “tam” mış gibi. Biri sevse diğeri de sevecekti “bir” miş gibi ve sevdikçe büyüyecekti “tam” mış gibi.

 

Dünyamızdaki cennetimizi kurmak dileğiyle…


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN