BCA Times
  ÖNE ÇIKAN HABERLER
  • <strong>Altın Kalem Ödüllü Yazar Metin ŞAHİN ile Röportaj</strong>
    Altın Kalem Ödüllü Yazar Metin ŞAHİN ile Röportaj
  • Kahramanmaraş’ta 7.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi
    Kahramanmaraş’ta 7.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi
  • Yazar Prof. Dr. Dr. Naim Derebaşı ile Röportaj
    Yazar Prof. Dr. Dr. Naim Derebaşı ile Röportaj
  • Yazar Rıdvan Serin ile Röportaj
    Yazar Rıdvan Serin ile Röportaj
  • Yazar İhsan Kutlu ile Röportaj
    Yazar İhsan Kutlu ile Röportaj
  • Yazar Ümmühan Yaşar ile Röportaj
    Yazar Ümmühan Yaşar ile Röportaj
  • Altın Kalem Ödülleri Sahiplerini Buluyor
    Altın Kalem Ödülleri Sahiplerini Buluyor
  • Hayatınızı Değiştirecek 20 İnanılmaz Paulo Coelho Sözleri
    Hayatınızı Değiştirecek 20 İnanılmaz Paulo Coelho Sözleri
  • Abdülhamid Han’ın Altın Saati Açık Artırmada
    Abdülhamid Han’ın Altın Saati Açık Artırmada
  • Berlin Indie Film Awards’tan ”Leyla Hanım” Filmine Ödül
    Berlin Indie Film Awards’tan ”Leyla Hanım” Filmine Ödül




YAZARLAR

Eklenme Tarihi: 6 Temmuz 2018, Cuma 10:38 - Son Güncelleme: 6 Temmuz 2018 Cuma, 10:38
Font1 Font2 Font3 Font4



Her şeyi Bilen Adamlar!!!

 

Neye sinir oluyorum biliyor musunuz? Her şeyi bilen adamların aslında hiçbir şey bilmemelerine. Neyse haklarını yemeyeyim aralarında hukuk mezunları da var. Yani az çok bir şey biliyorlardır ‘belki’.

 

Peki, kim bunlar?

 

Hayatların da amatör futbol bile oynamamalarına, hatta mahalle takımında bile kadroya girememiş olmalarına rağmen spor yorumculuğu yapanlar.

 

Çektikleri tek film yeni aldıkları son moda telefonlarıyla köpek ya da kedilerinin mama yeme sahneleri olduğu halde sinema eleştirmenliği yapanlar.

 

Evlenmemiş ya da adam gibi bir ilişki yaşamamış olmasına rağmen aile terapisti gibi dolaşan, sosyal bilimlere hatta psikolojik danışmanlığa kalkanlar.

 

Yazı yazmak denince akıllarına Tweet atmak gelen kişilerin edebiyat eleştirmenliği yapanları.

 

Moda denince akıllarına uzun bacak, mini etek gelen kişilerin moda yorumlayanları.

 

Bu aynı arkadaşları güzellik yarışmalarında jüri olarak görmek de mümkündür. Çünkü onlar güzelden de anlarlar.

 

Politikadan da anlarlar. Kim iktidarsa onu sallarlar. Onların dedikleri iktidar olmalı o partiye oy vermeyenler cahildir aptaldır çünkü.

 

Yalnız yaşarlar ama saraylarında aynı anda üç tane aşçı çalışır. Sahana yumurta kıramaz yemek eleştiriler. Yemek programlarına giderler hatta bu programları kendileri yapar.

 

Onlar televizyon programlarını da eleştirirler. Hatta kendileri de program yaparlar.

 

Onlar müzik yarışmalarında da jüri dedirler. Müzikten de anlarlar. Kaset çıkaranları da vardır.

 

Onlar magazin, erkek, kadın dergilerde de ayrım yapmadan köşe yazarlar. Aynı zamanda edebiyat dergilerinde de.  Onlar haberde sunarlar. Onlar Futbol, basketbol, judo, güreş, masa tenisi, atletizmden de anlarlar. Hatta televizyonlarımız belli dönemlerde peşlerinden koşarlar gel yorum yap diye…

 

Her şeyi onlar bilir. Onlardan başka kimse bilmez. Ben ne dersem odur, cudur bunlar. Siyaseti ben yöneteyim. Kadroları ben kurayım. Maçları ben yöneteyim. Güzeli ben seçeyim. Benim dediğimi yapın. Benim dediğimi giyin. Benim dediğimi yeğin. Benim okuduğumu okuyun. Benim dinlediğimi dinleyin. Sev dediğimi sevin. Sevme dediğimi sevmeyin.

 

O kadar çok var ki bu tiplerden. Hemen, hemen her gazetede, her televizyonda bu şahsiyetlerden iki üç tane bulunabiliyor. Peki, nerden türemiş bu şahsiyetler? Onları kolaylıkla tanıya bilir miyiz?  Hemen cevap vereyim. İkinci dünya savaşı sıralarında… Şaka, şaka ama yakındır. Genellikle 60-100 yaşları aralığındadır bu amcalar. Beyaz saçlı boyun fularlı (katmanlar belli olmasın diye), Saçları uzunda olabilir bağlı. Çoğunlukla keçisakallı. Fötr şapka takanları da vardır.  Bu tipler patronların ucuz eleman çalıştırma psikolojisiyle türemişler. Önce gazete sahipleri her işi aynı kişiye yaptırmışlar. Tek paraya çok iş. Gazetecilik sevdasına elaman işini yapmış ama zamanla sadece işi değil gazeteyi de kapmış. Satın almasa bile oluşturduğu çevre ve güç onu söz sahibi yapmış. Özel televizyoncularda aynı haltı yemişler zamanında. Şimdi bazı televizyoncular çalıştıkları televizyonları satın alacak kıvama gelmişler neredeyse… Bu şahsiyetlerin türemesi ve gelişimi bu şekilde… Yukarıdan da anlaşılacağı üzere suç patronlar kadar birazda biz de. Öyle el üstünde tutmuşuz ki arkadaşları. Burunları kalkmış artık. Sürekli biz arar olmuşuz, ‘ağabey sen bu işten anlarsın gel spor yaz, gel yemek yaz, gel yayın yap, gel yorum yap, gel köşe yaz, gel kitap yaz, gel sunuculuk yap, gel siyaset yap, gel sucuklu yumurta yap, gel makrome yap, yap, yap, yap’… Sorun bence burada. Bana da yap deseler yaparım belki. Birde üstüne para veriyorlar yani. İşte sorun bu ‘yap’ demeyelim. İşi erbabına soralım. Siyaseti siyasetçilere, hukuku hukukçulara, futbolu futbolculara, hakemleri hakemlere, güzelleri güzellere, müzisyenleri müzisyenlere soralım. Hadi bu adamlar işi tadında bırakmıyorlar. Biz onları bırakalım. Yahu.

 

Her zamanki gibi KALIN SAĞLICAKLA…


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN