BCA Times
  ÖNE ÇIKAN HABERLER
  • Nuri Bilge Ceylan’ın Kuru Otlar Üstüne adlı yeni filmine 470 bin euro destek
    Nuri Bilge Ceylan’ın Kuru Otlar Üstüne adlı yeni filmine 470 bin euro destek
  • ”Türk’ün Gizlenen Bilgisini Arayan Türk” Romanının Yazarı Hani Astolin ile Röportaj
    ”Türk’ün Gizlenen Bilgisini Arayan Türk” Romanının Yazarı Hani Astolin ile Röportaj
  • Yazar Yiğit Caner Ertoşi Kimdir?
    Yazar Yiğit Caner Ertoşi Kimdir?
  • THE  FRENCH DREAM’S ARMOR: MACRON  
    THE  FRENCH DREAM’S ARMOR: MACRON  
  • Türk öğrenciye Cannes’dan ödül
    Türk öğrenciye Cannes’dan ödül
  • ‘Dara Antik Kenti üç yıl içinde UNESCO Listesi’ne girecek’
    ‘Dara Antik Kenti üç yıl içinde UNESCO Listesi’ne girecek’
  • Kutsal Emanetler’in gizli yolculuğu belgesel film oluyor
    Kutsal Emanetler’in gizli yolculuğu belgesel film oluyor
  • Ülkeme Hüzünlü Bir Selam
    Ülkeme Hüzünlü Bir Selam
  • Terken Hatun’un tarihteki önemi nedir?
    Terken Hatun’un tarihteki önemi nedir?
  • Tarihin sayfalarına ışık tutacak ‘Altın Tren’ yola çıkıyor
    Tarihin sayfalarına ışık tutacak ‘Altın Tren’ yola çıkıyor




YAZARLAR

S. Serra S.Serra ERDOĞAN
S. Serra ERDOĞAN / Genel Yayın Yönetmeni
Eklenme Tarihi: 8 Mart 2018, Perşembe 04:17 - Son Güncelleme: 8 Mart 2018 Perşembe, 04:38
Font1 Font2 Font3 Font4



Her Gün


Herhangi bi günün kadın üzerinden öne çıkarılması reddediyorum. Her 8 Mart "Dünya Emekçi Kadınlar Günü"nde bi kat daha sinirleniyorum. Kadının herhangi bi sıfata ihtiyacı yoktur çünkü. 
 

Yılın her günü kadın,erkek, çocuk,hayvan,ağaç,deniz kısacası gezegende var olan, gezegenin var olmasında rolü olan tüm canlıların günü. 

Yılın her günü bi bütünün tamamlayıcı parçaları olanların var olma haklarının tamamını temsil etmeli.
 

Gelgelelim..
İnsan soyunun zihniyet oluşumu güçlüler-güçsüzler,hükmedenler-boyun eğenler üzerinden geliştiği ve kültürel kodlamanın yapı taşlarını oluşturan din-anane-görenek üçlüsünün bu zihniyeti pekiştirdiği, iki cinsin de kendilerine biçilen role razı olup karakterine göre geliştirdiği ya da nötr kaldığı düşünülünce zamanla erkek hakimiyetinin oluşmuş olması kimsenin reddedemeyeceği bi gerçek. Hal böyle olunca asırlar boyu sorgulamayan ve kendisine uygun görülen rolü oynayan kadının ezilen taraf olması sonucu böyle bi "hak verme" günü icat edilmiş. rasyonel kafaların icat edilen günleri reddetme noktası şudur: Kimse kimseye "hak verme" makamında olamaz (temel haklardan bahsediyoruz), hak sahibinindir. Yani hak verilmez alınır.

 

Buraya kadar tamam. Peki kadınlar mağdur olmamak için ne yapmalı?

Cesur olmalı. Erkeklerin egemenliğindeki sektörlerde başarısızlığı baştan kabul etmek yerine yapabileceğine inanarak öne atılmalı. Erkeklerin o sektörlerde söz sahibi olmalarının sebebinin rakip belleyecek kadın muhatap bulamamalarından olduğunu unutmamalı. Küçümseyici bakışları,hor görmeleri,yoluna taş döşemeleri önemsemeyip yoluna devam ederek herhangi bi çalışma/sosyal alanın hiç bi cinsin hakimiyeti altında olmadığını kendi cinsi dahil herkese kanıtlamalı. Burada söz konusu etmeye gerek görmediğim yaradılıştan gelen görevlendirmeler dışında tabii. 
 

Annelik yaradılıştan gelen bi fark olarak bi kadının hem yaşaması hem de hakkıyla yerine getirmesi gereken temel görevidir bence. Çocuk yetiştirmek başlı başına bi çalışma alanıdır-ki tüm dünyanın geleceğini oluşturacak hamurlara şekil vermek dünyanın sorumluluğu en yüksek ve ciddi işidir. Bunu tek başına yapmaz elbette ama rolde oran olarak yüzdesi en azından bu topraklarda yüksektir. Çocuklarını yetiştirirken geleneksellikten gelen çok da göze batmayan bazı inceliklere önem vermeli mesela. Babası geldiğinde terliklerini getirmek,ona kahve pişirmek kız çocuğunun görevi değil tercihi olmalı. Aynı şekilde ev işlerindeki iş bölümünde kız-erkek ayrımı yapmadan sorumluluk vermeli ki şimdi kendisinin çektiği zihniyet sıkıntısını gelecek nesil yaşamasın.
Annelik diğer hayata dair bazı alanlarda insanı geçici bi süre geri bıraktırabilir ama bu bi ömür sürmez. Bıraktığı noktadan tekrar başlayıp açığı hızla kapatabilir. Eğer isterse. Tercih etmiyor veya sorumlulukları dahilinde geri planda kalıyorsa şikayet hakkı yoktur. Fedakarlık hanesinden kendisi sorumludur artık.

 

Şiddet! İşte bi kadının tek başına halledemeyeceği sorunlardan biri. Kanayan yara! Görünmeyeni görünenden büyük olan aysberg! Bu noktada konuya ön yargısız olarak el atacak, fiziğinden,giydiğinden,içtiğinden, davranışlarından, tarzından yola çıkarak değil tamamen bunlardan bağımsız bi insanlık suçu olarak yaptırım kararları alacak "büyük"lere ihtiyaç var. Fakat bireysel olarak, sineye çekmemek ve ileride böyle bi sorunun olmaması için elinin altındaki çocuklardan işe başlamak yapılması gereken kanımca. "Şiddet" her kimden,hangi sebeple ve kime uygulanıyor olursa olsun insanlık suçudur ve mutlaka cezalandırılmalıdır. 

 

Ezcümle, kadın önce kendisi kendisinin farkına varmalı. Gücüne inanmalı. Hayatının başkalarınca şekillendirilmesine, kalıplara sokulmasına,etiketlenip rafa kaldırılmasına razı olmamalı. Yapmak istediği şeyler için izin,onay beklememeli ve kendisini yaş ve konum üzerinden sınırlamamalı. Yani en başta kendi zihniyetine devrim yaptırmalı. Sonrası sorumlulukları ve şartlar arası fedakarlık kademeleri ki sadece kendi tercihidir. İnsan kendi tercihlerinin hesabını yapıp öyle düzenliyorsa problemi olmaz pek,huzurludur yani.

 

Öyleyse kutlu olsun..Her gün!

 


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN