BCA Times
  ÖNE ÇIKAN HABERLER
  • Altın Kalem Ödüllü Yazar KURTULUŞ BAŞTİMAR ile Röportaj
    Altın Kalem Ödüllü Yazar KURTULUŞ BAŞTİMAR ile Röportaj
  • Yazar Nuray Dülgar ile Röportaj
    Yazar Nuray Dülgar ile Röportaj
  • Quentin Tarantino, Bir Zamanlar… Hollywood’da romanına dair ipuçları verdi
    Quentin Tarantino, Bir Zamanlar… Hollywood’da romanına dair ipuçları verdi
  • Ressam Vincent Van Gogh kulağını neden kesti? Van Gogh şizofren mi dahi miydi?
    Ressam Vincent Van Gogh kulağını neden kesti? Van Gogh şizofren mi dahi miydi?
  • Nuri Bilge Ceylan’ın Kuru Otlar Üstüne adlı yeni filmine 470 bin euro destek
    Nuri Bilge Ceylan’ın Kuru Otlar Üstüne adlı yeni filmine 470 bin euro destek
  • ”Türk’ün Gizlenen Bilgisini Arayan Türk” Romanının Yazarı Hani Astolin ile Röportaj
    ”Türk’ün Gizlenen Bilgisini Arayan Türk” Romanının Yazarı Hani Astolin ile Röportaj
  • Yazar Yiğit Caner Ertoşi Kimdir?
    Yazar Yiğit Caner Ertoşi Kimdir?
  • THE  FRENCH DREAM’S ARMOR: MACRON  
    THE  FRENCH DREAM’S ARMOR: MACRON  
  • Türk öğrenciye Cannes’dan ödül
    Türk öğrenciye Cannes’dan ödül
  • ‘Dara Antik Kenti üç yıl içinde UNESCO Listesi’ne girecek’
    ‘Dara Antik Kenti üç yıl içinde UNESCO Listesi’ne girecek’




YAZARLAR

Serdar BOZDOĞAN
Serdar BOZDOĞAN / Araştırmacı Yazar
Eklenme Tarihi: 6 Kasım 2017, Pazartesi 13:02 - Son Güncelleme: 6 Kasım 2017 Pazartesi, 13:04
Font1 Font2 Font3 Font4



Güçlü İdare, Güçlü İrade

 

 

Devlette idare yönetimi nasıl olmalı?

 

Devlet sistemi hizmet ettiği toplum ve milletinin refah seviyesini yükseltip başarı standartlını artırırken aynı zamanda kendisini de revize ederek değişen ve gelişen süreç içerisinde mekanik bir strateji ile kendiliğinden yeniliği temin eder. Bu değişim geçiş süreci içerisinde işlevsel halde gerçekleşirken zaman ve masraf kaynağı açısından da kayıp oranı çok düşük olur.

 

Çünkü bütün parçalar devlet sisteminde bir çatı altında erkler olarak toparlanarak kurumların daireler şeklinde kendisine kanun ve tüzük olarak sunulan imkân dâhilinde faaliyet gösterirler. Bunu bir bütün olarak ele aldığımızda her kurum kendi görevini yaparken aynı zamanda bütün kurumların görevini ifa etmesi ile devlet stratejisi kendi asli görevini yerine getirerek eksiksiz ve tam olarak bir sonraki evreye geçişini sağlar.

 

Kurumlar daireler ekseninde işlevselliğini sağlarken bunlardan birisinde dahi eksiklik ve gecikme olduğunda o alanda doğan yetersizlik idareci tarafından başarısızlığı kamufle edilerek farklı metotlar içerisinde bahaneler üretip devletin ilerlemesi ile mükellef olduğu eksen çizgisinde kaymalar ve ya gecikmeleri sağlar. Buradaki başarısızlık dış dünya açısından fark edildiğinde hedef ülkenin uluslararası standartta kalkınması ve güçlenmesini engelleyecek etkenlerin birer gizli ambargo ile sindirilmek istenmektedir.

 

Milletin halinden habersiz idareci devletini ayakta tutamaz. Sahayı tanımayan idareci devlet stratejisine katkı sağlayamaz. Sahada hâkimiyet kaybeden devlet stratejilerine baktığımızda terör örgütlerinde artış, sivil toplum çalışmalarında mecra sapmaları, uyuşturucu ve zararlı maddelerde kullanım oranında yükselme, dinsel konuların çatışmaya sevk edilmesi ile toplumsal ayrım artırılır.

 

Bu olumsuz süreçler yolsuzluk oranında artış, yoksulluk oranında yükseliş, şehir güvenliğinde yetersizlik, belediyecilik sisteminde plansızlık ve başa buyrukluk, esnaflar arasında güvensizlik ve gelecek kaygısı, suç ve suç unsurlarının artması, okuryazar oranında azalma gibi birçok alanı kapsayan sürecin kendiliğinden geliştiği ve kontrolünün sağlanmasında zorluklar yaşandığı görülmektedir. Bu süreçleri yaşayan bir devlet kısır döngü içerisinde hayat sürerken ilerleme aşamasından vaz geçip günü kurtarma arayışı içinde gündelik hayatı temin etme gayretine yönelmektedir.

 

Başarılı bir devlet idarecinin halktan haber olması ile sunduğu hizmetler karşısında hakkı temin etmesi ile sağlar. Eğer bir ülkede halka hizmet etmek isteyen kurumsal yapılar konuların analiz yöntemi ile değerlendirilip çözüm politikası üretilirse o zaman sahada devlet güvenliği temin edilmiş olunur. Günümüzde devlet idaresinden sorumlu olan merci (cumhurbaşkanlığı) kişisel analiz, kurumsal raporlar ve politik manevra peşinde koşan danışmanlarından aldığı tavsiyelerin uygulamaya alınmadan önce kimlikleri medya ve siyasete kapalı özel saha danışmanları aracılığı ile yerinde inceleme yöntemi ile siyasi analizlerin,  kurumsal raporların ve danışman tavsiyelerinin doğruluğunun veya eğriliğinin teyit edilmesi lazımdır.

 

Bu stratejik hamle ile kimse kendisine "bana mecburlar" gibi bir zararlı duyguya kapılmasını önleyerek idarecinin mülkün sahibi değil de devlet sisteminde bir memur olduğunun farkına vararak üretkenliğin devamlılığı sağlanacaktır. Bu gün ülkemizdeki kalkınmanın etrafındaki en büyük sorun idari görevlerde liyakat ilkesidir.  Liyakatin eksik olduğu bir devlet sistemi bilgi ve deneyimden yoksun olup referans kültürü ile kamusal işlevsellik sağlamaya eğilim göstermektedir. Bir ülkede gelişim ve dönüşüm mutlak suretle liyakat eksenli işin ehli olan idarecinin gerçekleştirdiği çalışmalar ile temin edilir. Liyakat eksenli bir idareci her zaman ‘biz’ der genel anlamda konuları düşünür ve çözüm oluşturur. Başarıyı hedeflerken ekip halinde çalışır ve ortak karar alarak bir politika zemini hazırlayarak sorumluluk bilinci içerisinde çalışmaya başlar ve başarılı olur. Başarısız olduğunda sonucu üstlenir hatasını kabul eder.

Liyakatten mahrum, işin ehli olmayan politik manevralar ekseninde göreve gelen idareci ise her zaman ‘ben’ diyerek adım atıp kraldan çok kralcı bir şekilde kendisine münhasır yönetim politikaları türetip sanal mükemmeliyetçilik duygusu ile her şeyin en iyisini yaptığı gibi bir düşünceye esir olurlar. Asla ekip halinde çalışmazlar,  kimseden fikir almazlar, tek başına başa buyruk politikalar uygulamak isterler ve başarısız olduklarında da asla sorumluluğu üstlenmeyip bertaraf edecek seviyedeki personelin üstüne yıkarak kılcal bir manevra ile hedef saptırmak isterler.

 

Ülkemizde temel bir Paradoks bütün zihinleri kuşatıp akıl tutulması yapmıştır.  Başarısızlık ile karşılaştığımız olayı sorgularken her zaman bahane ararız. Efsaneye göre her işin ardında Amerika onun da ardında İsrail vardır. Bu kamusal sisteme öyle bir sirayet etmiştir ki öyle zaman geldi ki tarladan kahvehaneye kadar aynı komplo teorisi şekil almıştır. Nitekim bu Akıl tutulmasını bizzat Birleşmiş Milletler salonunda dünya beşten büyüktür diyen sayın cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile kırılmıştır. Yani efsane artık masal olmuştur. Gel görkü her şeyin ardında Amerika onun da ardında İsrail yoktur. Her şeyin ardında liyakatsizlik ve cehalet vardır. Yani Amerika onunda ardındaki İsrail liyakatsizlik ve cahillik ile beslenmektedir.

 

Şuursuz idarecinin düşünceden yoksun, okumadan araştırmadan ve saha incelemesi yapmadan gerçekleştirmek istediği politikanın başarısız olması ile boşluğu dolduran illegal bir oluşum vardır.

 

Bu hususta sorunlara çözüm politikası olarak ne yapmalı?

 

Devlet büyüklerimizin ‘cumhurbaşkanımızın’ kurum idarecilerini tayin ederken içimizdeki bakterileri (FETÖ ve benzeri terör örgütleri) ayıklayarak yerlerine milli değerler açısından güçlü bir ruha sahip alanında uzman, bilgi ve deneyim sahibi, üretken ve yenilikçi idealist yöneticiler aracılığı ile çalışmalar yürütmelidir.

 

Düşünen, üreten, ekip ruhuna sahip, psikolojik ve sosyolojik analiz yapabilen bir kamu sistemi inşa edildiği takdirde devlet stratejisi zaman ve masraf kaybetmeksizin kalkınmayı sağlayacaktır.

 

Güçlü idare, güçlü irade demektir. İdareniz ne kadar güçlüyse iradeniz o kadardır.

 


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN