BCA Times
  ÖNE ÇIKAN HABERLER
  • Kırmızı Kudüs Sergisi
    Kırmızı Kudüs Sergisi
  • Acıya uyanmak ya da uyanamamak / 17 Ağustos 1999
    Acıya uyanmak ya da uyanamamak / 17 Ağustos 1999
  • Yazar Aynur Öztürk ile Röportaj
    Yazar Aynur Öztürk ile Röportaj
  • 15TEMMUZ TÜRK MİLLETİNİN ZAFERİDİR
    15TEMMUZ TÜRK MİLLETİNİN ZAFERİDİR
  • Samimiyetsiz Mücahidler
    Samimiyetsiz Mücahidler
  • Lavanta Kokulu Mahmurluk
    Lavanta Kokulu Mahmurluk
  • Birbuğday başağındaki sır….
    Birbuğday başağındaki sır….
  • ŞEFFAF YELKENLİ
    ŞEFFAF YELKENLİ
  • YURTTA BARIŞ CİHANDA BARIŞ İLKESİ IŞIGINDA İLERLEYEN TÜRKİYE
    YURTTA BARIŞ CİHANDA BARIŞ İLKESİ IŞIGINDA İLERLEYEN TÜRKİYE
  •  KOLAY MATEMATİK 1+1=1
     KOLAY MATEMATİK 1+1=1




YAZARLAR

S. Serra S.Serra ERDOĞAN
S. Serra ERDOĞAN / Genel Yayın Yönetmeni
Eklenme Tarihi: 6 Nisan 2018, Cuma 01:28 - Son Güncelleme: 6 Nisan 2018 Cuma, 01:33
Font1 Font2 Font3 Font4



Gerçek Tarihin Gerçek Romanı : Fetih İstanbul

 

Yazar İsmet Cerit'in kaleme aldığı Fetih İstanbul adlı roman, gerçek bir tarihi roman. 

Böyle söylememin sebebi, son yıllarda özellikle İstanbul’un fethi üzerine gördüğüm inanılmaz kötü kurgu çalışmalarıdır. 

 

Tamam, sanat kurguya elverişlidir. Sanat için kurgu şarttır. Ama kurgu ile uydurmayı da birbirinden ayırmak gerekir. 

 

Baktığında Ulubatlı Hasan, İstanbul’un fethinde Fatih’ten daha fazla rol oynuyorsa, Fatih’e kılıç kullanmayı falan öğretiyorsa, ona kurgu diyemeyiz; bu uydurmadır. 

 

Yine baktığında Fatih, İstanbul’un fethinden önce tebdil-i kıyafet Konstantiniye sokaklarına dalmış, birtakım gizli operasyonlar yürütüyorsa, buna da kurgu diyemeyiz; uydurmadır. 

 

Kurgu, bilinen gerçekleri yok saymak demek değildir. Onlar üzerinden bilinmeyen gerçekler alemine mantık yürütmektir. Kurguda gerçekler gerçek olarak kalır, oturup yeni gerçek uydurulmaz.

 

Uzak tarih üzerine sanat yapmak sanıldığı kadar kolay bir iş değildir. Bir kere tarihte geriye doğru gidildikçe bilinenler ve kaynaklar azalır. Kaynakların sustuğu yerde sanatçı devreye girer ve kendisi kaynak olur. 

 

Shakespeare’in Sezar ve Kleopatra’sını düşünelim. Bu kitap, klasik tarihçi Plutarkhos’un anlatımları üzerine yapılmış bir kurgudur. Gerçekte Sezar’ı Brütüs’ün öldürdüğü bilinir. Ama Sezar’ın “Sen de mi Brütüs?” dediği tarihte yazmaz. O, Shakespeare’in kurgusudur. 

 

Kurguya örnek görmek isteyenler, çok daha eski tarihlere, arkeolojik çağlara dair yazılan çağdaş romanlara bir göz atabilirler. Onlarda, bu tarihler hakkında bilinenler yok edilmez, hayal yoluyla çoğaltılır. 

 

Son zamanlarda Türkiye’de pek olmuyor bu. Bir türlü tutturulamıyor. “Bir kafiye için bir anayı katletmek” hesabı, kurgu adına gerçekler tahrif ediliyor. 

 

Yazar İsmet Cerit  ise bu tür bir tahrifatçılığa girmemesiyle beni çok etkiledi. O, gerçek bir tarihi roman kaleme alıyor. İstanbul’un fethini tarihi gerçeklere bağlı başarılı bir kurguyla işliyor. 

 

Fatih’i, Akşemseddin’i, Çandarlı Halil Paşa’yı, Molla Gürani’yi, Molla Husrev’i, Saruca Paşa’yı, Zağanos Paşa’yı, herbirini tarihi gerçekler ışığında ele alıyor ve romanlaştırıyor. 

Fetih İstanbul romanında olaylar sizi şüpheye düşürmüyor, içinizi burkmuyor, “sahicilik” kavramının olanca sahiciliğiyle sizi peşinden sürüklüyor. 

Son yıllarda gördüğüm en başarılı tarihi roman çalışması olarak hararetle tavsiye ediyorum.

 

http://www.dr.com.tr/Kitap/Bir-Cihan-Sultani-Mehmed-Fetih-Istanbul/Arastirma-Tarih/Tarih/Osmanli-Tarihi/urunno=0001749916001


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN