ÖNE ÇIKAN HABERLER

Dünyadaki En kutsal Değer ”Emek”
Eklenme Tarihi: 1 Mayıs 2018, Salı 14:11 - Son Güncelleme: 1 Mayıs 2018 Salı, 14:12
Font1 Font2 Font3 Font4



Dünyadaki En kutsal Değer ”Emek”
Bazıları bir metanın değeri, onun için harcanan emeğin niceliğiyle belirlendiğine göre, işçi ne kadar tembel ya da beceriksiz olursa metanın üretimi, için o kadar fazla zaman gerekeceğinden, onun metanın o kadar değerli olacağını sanabilirler. Oysa değerin özünü oluşturan emek türdeş insan emeğidir.

Çokgenlerin alanlarını hesaplamak ve karşılaştırmak için, bunları üçgenlere ayırırız. Ama üçgenin alanı, onun görünen biçiminden tamamen farklı bir şeyle, yani tabanı ile yüksekliğinin çarpımının yarısı ile ifade edilir. aynı şekilde, metaların değişim değerlerinin de kendilerinde az ya da çok miktarda bulunan ortak terimlerle ifade edilebilmesi gerekir.
 

Bu ortak “şey” metaların geometrik, kimyasal ya da başka bir doğal özelliği olamaz. Bu gibi özellikler ancak onlara bir yararlılık sağladıkları, onları kullanım değeri haline getirdikleri zaman bizim için değerli olurlar. Ama metaların değişimi, kuşkusuz, kullanım değerinden tamamen soyutlanarak karakterize edilen bir iştir. Öyleyse bir kullanım değeri ancak, yeterli miktarda olmak kaydıyla, bir başka kullanım değerinden farksızdır. Ya da “değerleri eşitse, bir tür eşya, hemen hemen başka bir tür eşyadır. Eşit değerdeki şeyler arasında fark ya da ayrılık yoktur. Yüz pound değerindeki kurşun ya da demir, yüz pound değerindeki altın ya da gümüş kadar değerlidir.” Kullanım değeri olarak metalar, her şeyden önce birbirinden farklı niteliklerdir; ama değişim değerleri olarak yalnızca farklı miktarlardır ve dolayısıyla zerre kadar kullanım değeri içermezler. 
 

Demek ki metaların kullanım değerlerini bir yana bırakırsak, geri tek bir özellikleri, emek ürünleri olma özelliği kalır. Ancak, emek ürününün kendisi bile elimizde bir değişikliğe uğramıştır. Emek ürününü, kullanım değerinden soyutlarsak, aynı zamanda, onu kullanım değeri yapan maddi öğelerden ve biçimlerden de soyutlamış oluruz; artık o masa, ev, iplik ya da herhangi yararlı bir şey değildir. Maddi bir şey olarak varlılığı, yok olmuştur. Ve artık kendisine, bir doğramacının, duvarcının eğiricinin ya da başka türden belirli bir üretici emeğin ürünü olarak bakılamaz. Ürünlerin yararlı nitelikleri ile birlikte, hem bunlarda şekillenmiş çeşit çeşit emeğin yararlı niteliğini, hem de bu emeğin somut biçimlerini yok etmiş oluruz; hepsinde ortak olandan başka bir şey kalmamıştır; hepsi de tek ve aynı tür emeğe, soyut insan emeğine indirgenmiştir. 
 

Şimdi de bu ürünlerin her birinden arta kalan şeyi alalım; bu her birinde, aynı düşsel bir gerçekten, türdeş insan emeğinin salt billurlaşmasından, harcanış biçimi ne olursa olsun, harcanmış emek-gücünden ibarettir. Bütün bu şeyler, şimdi bize şunu anlatıyorlar: bunların üretimleri sırasında, insan emek-gücü harcanmıştır ve bunlarda insan emeği cisimleşmiştir. Hepsinde ortak olan bu toplumsal özün kristalleri olarak bakıldığında, bunlar – değerdir.
 

Bir kullanım değeri ya da yararlı bir madde, bu nedenle, ancak, içerisinde soyut insan emeğinin somutlaştığı ya da maddeleştiği için bir değere sahiptir. Peki, öyleyse bu değerin büyüklüğü nasıl ölçülecek? Besbelli ki malın içerdiği, değer yaratıcı özün, yani emeğin niceliğiyle ölçülür ve emek-zamanın ölçütü de hafta, gün ve saat olarak ifade edilir. 
 

Bazıları bir metanın değeri, onun için harcanan emeğin niceliğiyle belirlendiğine göre, işçi ne kadar tembel ya da beceriksiz olursa metanın üretimi, için o kadar fazla zaman gerekeceğinden, onun metanın o kadar değerli olacağını sanabilirler. Oysa değerin özünü oluşturan emek türdeş insan emeğidir. Bir biçimli emek-gücü harcamasıdır. Bir toplumun ürettiği tüm metaların toplam değerinde somutlaşan toplam emek-gücü birçok tek tek birimlerden meydana gelmekle birlikte, burada, türdeş insan emek-gücü kitlesi olarak kabul edilir. Bu birimlerin her biri, toplumsal ortalama emek-gücü niteliğini taşıdıkları ve bu nitelikleri ile etkili oldukları sürece, birbirlerinin aynıdır. Yani bir metanın üretimi için ortalama olarak gerekli ya da toplumsal olarak gerekli zamandan daha fazlasına gereksinme göstermedikleri sürece birbirinin aynıdır. Toplumsal olarak gerekli emek-zamanı, bir malı, normal üretim koşulları altında, o sıradaki ortalama hüner derecesi ve yoğunluğu ile elde edebilmek için gerekli zamandır. İngiltere’de buharla işleyen dokuma tezgâhlarının kullanılmaya başlamasından sonra, belirli bir miktar ipliği kumaş haline getirmek için gerekli emek-zamanı belki de yarıya inmişti. oysa el tezgâhında çalışan dokumacılar, aynı işi eskisi kadar aynı zamanda yapmaya devam etmişlerdir; ama bu değişiklikten sonra emeklerinin bir saatlik ürünü yalnızca yarım saatlik toplumsal emeği temsil etmiş ve bunun sonucu olarak da eski değerinin yarısına düşmüştür. 

Öyleyse görüyoruz ki, herhangi bir malın değerinin büyüklüğünü, toplumsal olarak gerekli emek miktarı ya da onun elde edilmesi için toplumsal bakımdan gerekli emek-zamanı belirler. Buna bağlı olarak tek tek her meta kendi türünün ortalama örneği olarak kabul edilmelidir. bunun için, eşit nicelikte emek içiren ya da aynı sürede üretilebilen metaların değerleri, aynıdır. Bir metanın değeri ile başka bir metanın değeri arasındaki ilişki, birincisinin üretimi için gerekli emek-zamanı ile ikincisinin üretimi için gerekli emek-zamanı arasındaki ilişki gibidir. “değer olarak, bütün metalar, donmuş emek-zamanın belirli kitlerinden başka bir şey değildir.” 

das kapital 1. cilt s.47-49


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!