BCA Times
  ÖNE ÇIKAN HABERLER
  • <strong>Altın Kalem Ödüllü Yazar Metin ŞAHİN ile Röportaj</strong>
    Altın Kalem Ödüllü Yazar Metin ŞAHİN ile Röportaj
  • Kahramanmaraş’ta 7.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi
    Kahramanmaraş’ta 7.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi
  • Yazar Prof. Dr. Dr. Naim Derebaşı ile Röportaj
    Yazar Prof. Dr. Dr. Naim Derebaşı ile Röportaj
  • Yazar Rıdvan Serin ile Röportaj
    Yazar Rıdvan Serin ile Röportaj
  • Yazar İhsan Kutlu ile Röportaj
    Yazar İhsan Kutlu ile Röportaj
  • Yazar Ümmühan Yaşar ile Röportaj
    Yazar Ümmühan Yaşar ile Röportaj
  • Altın Kalem Ödülleri Sahiplerini Buluyor
    Altın Kalem Ödülleri Sahiplerini Buluyor
  • Hayatınızı Değiştirecek 20 İnanılmaz Paulo Coelho Sözleri
    Hayatınızı Değiştirecek 20 İnanılmaz Paulo Coelho Sözleri
  • Abdülhamid Han’ın Altın Saati Açık Artırmada
    Abdülhamid Han’ın Altın Saati Açık Artırmada
  • Berlin Indie Film Awards’tan ”Leyla Hanım” Filmine Ödül
    Berlin Indie Film Awards’tan ”Leyla Hanım” Filmine Ödül




YAZARLAR

Kerim Mete
Kerim METE / Yazar - Ziraat Mühendisi
Eklenme Tarihi: 7 Ocak 2018, Pazar 03:23 - Son Güncelleme: 7 Ocak 2018 Pazar, 03:23
Font1 Font2 Font3 Font4



Büyüme Hastalığı

 

İlk yazım için aldığım olumlu tepkiler için herkese  ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum.

 

Ülke olarak son yıllarda dünya rekorları kırarak büyümeye devam ediyoruz. Son onbeş yılda  Çin ve Hindistan dan sonra her yıl büyüyen ve  15 Temmuz  2016 gibi tarihindeki en büyük ihaneti  yaşayan bir ülke olarak büyümede  rekor  kıran bir ekonomimiz var.

 

Büyümek güzeldir. Büyümek güçtür. Ama  büyümek hastalığına yakalanmadan büyümek ..

Büyüme hastalığı ne demek ki?

 

Etrafınıza bakın, herkes büyüme derdinde komşu daha güzel bir araba almış. Kardeşiniz yeni bir ev almış. Arkadaşınız  bir tane daha  arsa almış. Köydeki Mehmet ağa yeni bir traktör almış. Hepsi geçen günden daha büyü-müş !  Kimi borçlanarak kimi biriktirdikleriyle, ama herkeste bir büyüme hırsı oluştu. Nasılsa en başta ülke büyüyor. Bende büyümeliyim. Öğretmen köyden getirtiği 10 kg balı satmaya çalışıyor. Memleketlerinin en meşhur ürünleri olan çay mı satanı, kayısı mı ,zeytin mi vs vs. tanıtma bahanesiyle  çaktırmadan ticaret yapıyor. Ne için? Derdi büyük. Büyümeli o. Burada konuyu geçim sıkıntısına çekmesin kimse. Herkes kazandığından daha çoğunu kazanma hevesinde. Bu bir hastalık. Bu hastalık köyümüze gelmedi mi zannediyorsunuz.

 

Ülkemizde çiftçi kayıt sistemine kayıtlı çifçi sayısı 2002 yılında yaklaşık  2600 000 kişi ile 16,4 milyon ha alan iken, 2016 yılında çiftçi sayımız 2250 000 kişiye ve  kayıtlı tarım alanı ise 14,7 milyon ha düşmüştür. Çiftçilikten çekilme sayısına fazla kafa yormam ben, beni üzen  kayıtlı alanların kayıt altından çekilmiş olmasıdır. Yani 2002 yılında kayıtlı alanı ekip biçen çiftçi sayısı düşer ama bu alanları kiralama veya icar gibi sistemlerle kayıt altında tutmak ve dolayısı ile üretmeye devam etmek  önemli idi. Tabiki her geçen gün verim ve kalite artışı ile toplam hasılada artışlar olmaktadır. Bazı ürürnlerimizde dünya sılamasında lideriz hala. Fındık,kiraz ve incirde dünya birinciliğimiz açık ara devam ediyor. Sebzelerde de yeterlilik oranımız ülke ihtiyacından fazla olmaktadır. Buna karşın Yağlı tohum ve yağlık ürünlerde ( zeytin hariç) açığımız devam etmektedir. Konuyu dağıtmadan çiftçinin derdine dönelim yine. Çiftçi nasıl büyüsün derdine çare bulmuş kendince. Özellikle metropol şehirlere yakın illerde aşırı bir arazi talebi oluştu. Bu talep aslında büyümenin temeli olduğunu zannettiğimiz sanayi  ve konut amaçlı olduğu kadar gelecekteki imar planlamalarını satın alma hevesinden başka bir şey değildi. Kimi köylü daha fazla gelir edemeyeceğine olan inancından, kimi kolay yoldan zengin olma hevesiyle tarlasını bağını elden çıkarmaya çalışmaktadır. Kimi çiftçi arazısını sırf daha fazlaya satabilmek için bile yürüyüşler protestolar ve çiftçi ağlamaları yapmaktadır.  Bu timsah gözyaşlarının, neredeyse  tamamına yakını diyerek tepki çekmektense ,büyük bir çoğunluğu diyerek  meramımı arz etmek isterim.

 

Biz ülke olarak çiftçi başına düşen  tarım alanı ortalamasını yukarı çekmek için uğraşmalıyız. Çok yararlı kanun ve mevzuat düzenlemeleri yapılamaktadır. Arazilerin parçalanıp bölünmesinin önüne geçen yasalardan, Toprak Koruma Yasası dahil bir çok alanda sınırlamalar getıren mevzuatlar yapılmıştır. Arazi toplulaştırması da yapılmaya devam etmektedir. Ancak arazı toplulaştırması mantığında eksiklikler var. Arazılerı toplu bir yere taşıma projesi doğru ama eksik. Hala toplulaştırmada  5 da lık tarla arazısı planlaması yapıyoruz. Bu tarımda gelişmiş ulkelerın ortalamasının 15 kat aşağısında.

 

Köylerde köy gelişme alanını acılen planlayıp,köylüyü köyünde tutma çalışmasını yapmalıyız. Aksi takdirde köylerde yeni yerleşim alanları yapmadığımız da mevcut köylünün tarlasını boş bırakıp işlemekten uzaklaşacağı ve  daha kötüsü bu alanların elden çıkarma çalışmalarını yaşadıkları şehirllerdeki emlak ofıslerının müdavimi yapmamalıyız. Konu çok. Anlatmakla bitmez. Ama biz bıkmadan anlatmaya devam edeceğiz..

 

 


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN