BCA Times
  ÖNE ÇIKAN HABERLER
  • Yazar Nuray Dülgar ile Röportaj
    Yazar Nuray Dülgar ile Röportaj
  • Quentin Tarantino, Bir Zamanlar… Hollywood’da romanına dair ipuçları verdi
    Quentin Tarantino, Bir Zamanlar… Hollywood’da romanına dair ipuçları verdi
  • Ressam Vincent Van Gogh kulağını neden kesti? Van Gogh şizofren mi dahi miydi?
    Ressam Vincent Van Gogh kulağını neden kesti? Van Gogh şizofren mi dahi miydi?
  • Nuri Bilge Ceylan’ın Kuru Otlar Üstüne adlı yeni filmine 470 bin euro destek
    Nuri Bilge Ceylan’ın Kuru Otlar Üstüne adlı yeni filmine 470 bin euro destek
  • ”Türk’ün Gizlenen Bilgisini Arayan Türk” Romanının Yazarı Hani Astolin ile Röportaj
    ”Türk’ün Gizlenen Bilgisini Arayan Türk” Romanının Yazarı Hani Astolin ile Röportaj
  • Yazar Yiğit Caner Ertoşi Kimdir?
    Yazar Yiğit Caner Ertoşi Kimdir?
  • THE  FRENCH DREAM’S ARMOR: MACRON  
    THE  FRENCH DREAM’S ARMOR: MACRON  
  • Türk öğrenciye Cannes’dan ödül
    Türk öğrenciye Cannes’dan ödül
  • ‘Dara Antik Kenti üç yıl içinde UNESCO Listesi’ne girecek’
    ‘Dara Antik Kenti üç yıl içinde UNESCO Listesi’ne girecek’
  • Kutsal Emanetler’in gizli yolculuğu belgesel film oluyor
    Kutsal Emanetler’in gizli yolculuğu belgesel film oluyor




YAZARLAR

Yeşim Özdemir / Yazar
Yeşim ÖZDEMİR / Yazar
Eklenme Tarihi: 23 Mayıs 2018, Çarşamba 17:00 - Son Güncelleme: 23 Mayıs 2018 Çarşamba, 17:00
Font1 Font2 Font3 Font4



BİR SABAH EZANINDA…

 


 

Hatırlar mısın o ezan sesini, 

sabahın aydınlanmasını?
Bana boşuna kızmalarının ardındaki sözlerinin bitiremediklerine eklediğin o gün, 
beklediğim sendin ama çağırdığında gelemedim. 
Sabah ezanlarını sırf bu yüzden daha da çok severim. 
Bir akvaryum kuralım mı? 
Kocaman olsun, bana yine sen anlat o balıkların hangisinin ne olduğunu. 
Sırtımı bir duvara yasladım ben. 
Duvar olsa da senin güvenirliğini bulamayacağım insanlardan daha iyi. 
Balıkları sevenlerden hep kaçtım senden sonra, 
hep güvendiğim yüreğindeki senin ağzından dinlemek, 
sadece seni düşünmek için. 
O yuvadaki akvaryuma gözyaşlarımla baktım, nasıl anlatacağımı bilemeden. 
Bir adres vereyim mi sana? 
Sana edilen duaların içinde yaşamak istersen eğer bir gün, 
içinde sadece sen olan doğru bir yere gelmek istersen, 
bıraktığın aynı yerde, aynı sevgiyle bekleyen benim kapım yalnız sana açık. 
Bir akvaryum kuralım mı? 
İçinde kocaman balıklar olsun ama parmaklarımızı ısıran cinsler olmasın, olur mu? 
Benim içimdeki acının tarifi yok çünkü. 
Ne denilir, bilemedim bugün. 
O balıklara yem olmalıydım diye bile düşündüm. 
Sen üzülme bu hayatta diye dualarım, 
Adresin adı sensin, dualarım hep senin kalbine çıkıyor. 
Sana ulaşamayan dualarımın günlerinde sen bilmesen de. 
Onu nasıl bilirsin? Seni nasıl sevdiğimi sorarlarsa 
gidebileceği tek yürek benmişim dersin. 
Bir köy çocuğunun gözlerini açtığı gibi bir temizlikle karşısında gördüğü ilk adamdım de. 
En çok da köyüne gittiği günlerde sobaya attığı tezekle ısınırken ağlamış. 
Başını secdeden kaldırmadan Rabbine ettiği en güzel duasıydım de. 
Beni sevdi de kimseyle aynı tutmadan bir yol tuttu bu dünyada de. 
Bir kere sevindiğinden ağlayamamış de. 
Bir gün gülmemi istersen eğer, 
bir akvaryum kuralım. 
İçinde öpücük balıkları olsun çokça. 
Kaplumbağaları başka balıklara yem yapmayalım mesela. 
Nasılsın diye sorma, arada bana sadece, 
sen olmadan nasıl nefes alıyordum hâlâ diye sorsana. 
Bir gün her şeyden uzaklaşmış de. 
Senin olmadığın günlerde benim hayata bakacak değer bir şeyim kalmadı Allah’tan başka. 
Beni bana böyle bırakınca unutamadım senin hiçbir sözünü. 
Unutamadığım bir akvaryum karşısında varlığını yaşattıktan sonra 
bırakma yokluğuna, bırakma. 
O kadar sen dolu bir ömrü değerdi hiç olmaya. 
Sana değerdi ömrü bir hiç gibi yaşamaya. 
Değer inan sana adamışlığımdaki dualarımı yaşamak için her şey sana.  
O da senin gibi seviyor mu deseler, 
içime söyleyip de söyleyemediğim tek şey bu kitabımda. 
Sarılamadığım boynuna, 
doyasıya koklayamadığım o ceviz kokunla benim yerime sarıl. 
Ben bir ömür sana hasretle bakacağım, kapısı yalnız sana açık temizlikle kaldım. 
Bir ömür sendin, senin adın, senin varlığın. 
Sen hiç bilmedin yokluğunda olmak ne demek. 
Sen kendi yokluğunu yaşadın mı hiç? 
Bil ki can dediği başka yalanlara inanıp gittiğinden beri,  
canına can diye bilip, seni dualarına katarak sevdi. 
Biraz ayakta kalabilmek için sabrettiği oldu dualarının adı. 
Sen bilmedin ama ayakta kalabilecek ömrüm dediği günleri sayarak sana değerdi diye sevdi. 
Çünkü senden önceki hayatında, yalnızlığında sadece Rabbi vardı. 
Şimdi Rabbinden gelen hediyesi olmuştu ömrüne bir duada. 
Tıpkı bir Berat Gecesi Rabbimin bana verdiği hediye gibi, 
o da bana vermiş hediye etmiş ömrünü dersin. 
Gözlerinin ağlamaklı, durgun duruşu uzaklara daldığı hep benmişim. 
Yaşamıyormuş, yaşıyor gibi yapıyormuş oysa benim yokluğumda dersin. 
Nefesi kesilirmiş beni düşündüğünde. 
Kırıldığını söylerken bile hep korkmuş kaybetmekten beni dersin. 
Kaybedeceği korkusuyla çok şeyi içinde gizlemiş dersin. 
Herkes anlamış da bir ben bilmemişim de. 
O bir bana güvenmiş, 
içinde öyle bir ben varmışım ki, 
meğer hayatında benden başkasına yâr dememiş, dua etmemiş dersin. 
Bir akvaryum kuralım mı bu hayata? 
Bir bakan bir daha dönüp baksın. 
Ve sen hep bunu söyle.  
Allah'a ettiği tek duası, bu hayatta kaybetmekten korktuğu bir benmişim. 
Ömrü ben gidince yaşadığı gibi değilmiş dersin. 
O ömrünü beni severken kaybetmiş. 
Hep bana değer, hiç olamaya demiş de, 
bir köy çocuğu gibi öyle içten sevmiş dersin. 

Kitabımdan "Rabbiyle Arasındaki En Güzel Sırrı Bir Berat Gecesi Rüyasının Adıydı "


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN