BCA Times
  ÖNE ÇIKAN HABERLER
  • <strong>Altın Kalem Ödüllü Yazar Metin ŞAHİN ile Röportaj</strong>
    Altın Kalem Ödüllü Yazar Metin ŞAHİN ile Röportaj
  • Kahramanmaraş’ta 7.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi
    Kahramanmaraş’ta 7.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi
  • Yazar Prof. Dr. Dr. Naim Derebaşı ile Röportaj
    Yazar Prof. Dr. Dr. Naim Derebaşı ile Röportaj
  • Yazar Rıdvan Serin ile Röportaj
    Yazar Rıdvan Serin ile Röportaj
  • Yazar İhsan Kutlu ile Röportaj
    Yazar İhsan Kutlu ile Röportaj
  • Yazar Ümmühan Yaşar ile Röportaj
    Yazar Ümmühan Yaşar ile Röportaj
  • Altın Kalem Ödülleri Sahiplerini Buluyor
    Altın Kalem Ödülleri Sahiplerini Buluyor
  • Hayatınızı Değiştirecek 20 İnanılmaz Paulo Coelho Sözleri
    Hayatınızı Değiştirecek 20 İnanılmaz Paulo Coelho Sözleri
  • Abdülhamid Han’ın Altın Saati Açık Artırmada
    Abdülhamid Han’ın Altın Saati Açık Artırmada
  • Berlin Indie Film Awards’tan ”Leyla Hanım” Filmine Ödül
    Berlin Indie Film Awards’tan ”Leyla Hanım” Filmine Ödül




YAZARLAR

Ayfer YÜKSEL / Yazar
Ayfer YÜKSEL / Yazar
Eklenme Tarihi: 1 Ekim 2017, Pazar 00:06 - Son Güncelleme: 1 Ekim 2017 Pazar, 00:06
Font1 Font2 Font3 Font4



Bilinmezliğin Ürettiği Tüm Soruların Tek Cevabı; Sevgi

 

Yağmurlardan önceki Eylül’ün son güneşiyle parlayan sıcak bir güne kalktım o sabah. Geç yatmama rağmen gecelerin başka dünyalara akışan rüyalarında farklı kişiliklerde farklı roller üstlendiğimden oldukça yorgun uyandım. Acı bir kahveye ihtiyacım vardı kendime gelebilmek için. Yanına da iki tatlı kurabiye koyup uzaktan görebildiğim Karadeniz’le dertleşmek üzere her zamanki köşeme çekildim ama o hiç te sohbet havasında değildi.

 

Sisliydi, gizemliydi… Belki de anlaşma yapıyordu yağmurla bir sonraki gün için.

 

Boşalan sandalyelerime baktım uzun uzun… Çocuklarım çok uzaklardaydı, ben ise yalnız. Çaresiz bir şekilde bir ses duymak amacıyla televizyonu açtım.

 

Dünya’daki akıl erdirilemez boyuttaki yıkımın ve kıyımın, ülke, vatan, toprak kisvesi altında mübahlaşan savaşlardaki sürekliliği ve bitmezliği beynimi kusturdu yine sabah sabah.

 

Haberlerde gördüğüm tanklar her kime ait olursa olsun, toz bulutlu bir sisin ardında, Karadeniz’in sonsuz yaşam mücadelesindeki bereket çağrısının tam tersine, ölümle anlaşma yapıyordu.

 

İnsan kıyımının çocuk sesleriyle ağıtlaşmış mühri belgesi; tarihin, şimdinin ve devam ettiği sürece de geleceğin insanlık tanımında yüz karası haline gelmişken, hangi akıl ve mantık özüne hakaret edercesine utanılası bu tanımı kendilerine layık görmek te bilemiyorum.

 

Böyle bir bunalım ve çözümsüzlük içerisindeyken yaratılan Tanrı Zeus’un Tragedyadaki şu sözlerinin selim insan yolundaki insanlara bile ferahlatıcı bir destek sunacağını umuyorum.

 

Bulutları devşiren Zeus yan yan baktı Savaş Tanrı’sı oğlu Ares’e ve dedi ki:

 

Böyle ağlayıp durma dizimin dibinde dönek!

 

Olympost’ta oturan tanrılar arasında benim en tiksindiğim tanrısın sen!

 

Hep hır gür, kavga, savaş senin işin gücün, ele avuca sığmaz huysuzluğun, biliyorum annen Hera’dan miras sana!

 

Onun öğütlerinden geldi başına ne geldiyse!

 

Benden doğurdu anan seni.

 

Yoksa bu yıkıcı, bu karıştırıcı huyunla bir başka tanrıdan doğmuş olsaydın sen, çoktan Uranüsoğullarının yurdundan ta aşağılarda bulurdun kendini.

 

Zeus bile bu kadar kızgınken;

 

Yaratılan tanrıların yaratıcıları olan biz özel yaratılanlar yani insanlar, tanrı yaratıp, yarattığı tanrıya doğruyu söyletmek gücüne sahipken neden hala köşemize sinmekteyiz?

 

Neden hala dertlerimizin bağırtısında bu denli uzmanlaşmışken, çözüm odaklı fikirlerde dilimiz bu kadar kısa?

 

Zikir eksikliğimiz mi var yoksa? Zeka varlığıyla övüngeçliğin sınırını oldukça aşan, bilimin mucidi olup, uzayı keşfedip kara deliğin kapısına kadar ulaşan, buluşları ile şımarıp yaradanı bile tartışan insan; kendi varlığını ve tek ihtiyacı olan “yaşamı” neden farketmez? Neden bu en büyük değeri yok etme çabasında?

 

Sorular sorulur, cevaplar bilinmez!

 

Antik çağın tragedya ozanı Ayshilas’ın bir tragedyasında Savaş Tanrı’sı Ares’in savaş anındaki dehşetini anlattığı gibi;

 

Anlat anlat bitmez!

Bu masum kentin göklerinde, sayıklar gibi gürül gürül soluyor

Yakıp yıkıyor acımadan

Nesi varsa sevip saydığı insanların

Ares adlı bu acımasız Tanrı!

Dehşet çığlıklarıyla doluyor sokaklar

Asker askerin önüne düşüyor

Bu dinmeyen bebek çığlıkları

Kan gölü sokaklardan geliyor!

Bilinmezliğin ürettiği tüm soruların tek cevabı var halbuki göremediğimiz; sevgi…

Karadeniz’in yağmurla yaptığı anlaşma bugün gerçekleşti tüm bereketi ve ihtişamıyla…

Ben de bir anlaşma yaptım yarınları kapsayan;

Sevgiyle…

Hepiniz için.

 

 

 

 

 

 

 


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN