BCA Times
  ÖNE ÇIKAN HABERLER
  • Nuri Bilge Ceylan’ın Kuru Otlar Üstüne adlı yeni filmine 470 bin euro destek
    Nuri Bilge Ceylan’ın Kuru Otlar Üstüne adlı yeni filmine 470 bin euro destek
  • ”Türk’ün Gizlenen Bilgisini Arayan Türk” Romanının Yazarı Hani Astolin ile Röportaj
    ”Türk’ün Gizlenen Bilgisini Arayan Türk” Romanının Yazarı Hani Astolin ile Röportaj
  • Yazar Yiğit Caner Ertoşi Kimdir?
    Yazar Yiğit Caner Ertoşi Kimdir?
  • THE  FRENCH DREAM’S ARMOR: MACRON  
    THE  FRENCH DREAM’S ARMOR: MACRON  
  • Türk öğrenciye Cannes’dan ödül
    Türk öğrenciye Cannes’dan ödül
  • ‘Dara Antik Kenti üç yıl içinde UNESCO Listesi’ne girecek’
    ‘Dara Antik Kenti üç yıl içinde UNESCO Listesi’ne girecek’
  • Kutsal Emanetler’in gizli yolculuğu belgesel film oluyor
    Kutsal Emanetler’in gizli yolculuğu belgesel film oluyor
  • Ülkeme Hüzünlü Bir Selam
    Ülkeme Hüzünlü Bir Selam
  • Terken Hatun’un tarihteki önemi nedir?
    Terken Hatun’un tarihteki önemi nedir?
  • Tarihin sayfalarına ışık tutacak ‘Altın Tren’ yola çıkıyor
    Tarihin sayfalarına ışık tutacak ‘Altın Tren’ yola çıkıyor




YAZARLAR

İlhan AKSU / Edebiyatçı - Yazar
İlhan AKSU / Edebiyatçı - Yazar
Eklenme Tarihi: 7 Mart 2020, Cumartesi 21:08 - Son Güncelleme: 7 Mart 2020 Cumartesi, 21:08
Font1 Font2 Font3 Font4



AZILI ÇAĞDAŞLAR / BATI İLE DOĞU ARASINDA ÇAĞDAŞLIK

Azılı çağdaşlar… Seküler çocukların ölünmüş agnostları…  Kendi benliklerini unutanların sığınağı oryantalist operalar…

Dingin çılgınlığı çağdaşlık zannedip hüviyetlerimizi batının kütleler halinde biriktirdiği oryantalist mekânlarda lisanımıza gebe bıraktık.

Milli kimliğin hüviyetinde barındırılan saadet duygusunu, kimilerimiz çağdaşlık adı altında bir tabloda, kimilerimiz ise bir Fatma’nın Eli`nde aradı. Ne kadar çok hüviyetimizden geçtiysek, o kadar çağdaş kaldık.

Ne için çağdaş olmayı seçtik?

Çağdaşlık, kendi kimliğimizde olanları silüetimize yansıtabilmekti. Üstümüzde yığılı bir âti, âti-yi millet…

Memleket dolusu ahiden bir ah çıkaramadıkça prangalar eskitir ervahlar sürüsü. “Kadısız köyün imamı çam ağacıdır” cümlesinin âtiye pranga eskittiği âhiyi göremedik.   Duaya kalkan ellerimizi, kendi bedenimizden ihya ettiysek de ağzımızdan dökülen sözleri hüviyetimizde bulamadık, unuttuk. Evet, dualar evrenseldi; fakat ictiması farklıydı. Bizler, ictimayı unuttuk. Bizler, mezarlarımızın kenarlarına diktiğimiz çam ağaçlarını dinimize bağlamadıkça yarının geçmişini “Bâtıl” saydık, bir başka deyişle ise;  âtıl bir gelenek, oryantalist çağdaşlık; lâkin,ikincil bir yobazlığı barındıran çağdaşlık. Kendi benliğimizden hâle dönüşen her bir hareketi, inancımıza bağladıkça “Bâtıl”ı ibadet saydık. Hâlbuki kendimiz “Bâtıl”ın içinde koca bir yobazdık, fark edemedik. Çünkü hüviyetlerimizi bir çam ağacının gölgesi altında âtide buluşmak umuduyla salıverdik. 

Çağdaşlık, ne şimdiki bedenlerin taşıdığı ervahlardan dökülen sözlerin eksiltililmiş hali, ne de toprağa hürmet eden balçık yığını.

 Bedenler üstünde taşıdığımız ervahın, kelimeler arasından düşürdüğü sesler bıkkınlık değildi; onlar, hüviyetimizin âti taşlarıydı. Ana rahmine düşürdüğümüz balçık tohumuna hürmeten büyüyen değildi çağ dışılık.

Çağdaştık bedenlerimize diktiğimiz elbiseler boyunca, çağdaştık ağzımızın çuvalını açtıkça. Fakat Saind Simoncu geleneğin bizlere dikmiş olduğu kalıplara sığmaya çalıştık. Kendi hüviyetimizin barındırdığı kalıpları çağ dışılık saydık. Masal kahramanlarının bürdesine salıverdiğimiz hüviyetimizin çağdaşlığını unutur olduk, alay eder olduk. Miras diye küplere tıkıştırıverdiğimiz hüviyetimizi, “Bâtıl”ın süpürgeleriyle toz buz ettik. Hayâlarımızı örten şalvarı, “Bâtıl”ın donlarıyla örtü verdik; anadan doğma üryan lisanımızı, “Bâtıl”ın keyfiyetine bıraktık; kalıplara sokamadan “Bâtıl”ın kalıplarına sığdırıldık.

 

Köroğlu dururken Robin Hood`u çağdaş, asil saydık. Hâlbuki biz de hürdük, biz de asildik, biz de adaletliydik; ama biz, bir kere niyet etmiştik “Bâtıl”ı çağdaş, kendi hürriyetimizi çağ dışı görmeye. Bu yüzden lisanımıza doluşturduğumuz başka başka kimlikleri sahiplendik.

 

Bâtıl, ne Batılıdır ne de Doğulu; pusulası şaşmış izcinin kendini arayışıdır.


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN