ÖNE ÇIKAN HABERLER

4. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri’ne geri sayım
Eklenme Tarihi: 7 Aralık 2017, Perşembe 04:22 - Son Güncelleme: 7 Aralık 2017 Perşembe, 04:22
Font1 Font2 Font3 Font4



4. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri’ne geri sayım
4. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri, 14-17 Aralık Tarihlerinde ‘Dans’ Temasıyla Gerçekleşiyor

Sessiz sinemanın eşsiz örneklerini sinemaseverlerle buluşturan Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri’nin dördüncüsü, 14-17 Aralık 2017 tarihleri arasında Akbank Sanat, Fransız Kültür, Soho House İstanbul ve bomontiada alt mekanlarında seyirciyle buluşuyor. 

Kino İstanbul tarafından organize edilen, İtalya’nın ünlü sinemateği Cineteca di Bologna ve Hollanda'nın saygın sinema müzesi EYE Filmmuseum'un kurumsal ortağı olduğu festival, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nın desteği, Akbank Sanat, Fransız Kültür Merkezi, Soho House İstanbul ve bomontiada ALT mekanlarının ev sahipliğinde gerçekleşiyor. Festival aynı zamanda Goethe Institut İstanbul, Polonya Başkonsolosluğu, İtalyan Kültür Merkezi, İsviçre Başkonsolosluğu, Cinémathèque Française ve Filmoteka Narodowa’nın desteğiyle hayat buluyor. Sinemanın öncü örneklerini canlı müzik eşliğinde bir araya getiren festivalde yerli ve yabancı akademisyenler, araştırmacılar, küratörler tarafından her filme özel birer sunum yapılıyor. 

Festival bu yıl, belki insanlık tarihi kadar eski bir ifade biçiminin, dışavurumsal bir sanat dalı olan dansın, sinemanın erken dönemindeki izlerini sürüyor. 

NELER VAR?

Sinemanın doğuşuna ilham olan dansçı Loie Fuller’e afişiyle saygı duruşunda bulunan festivalde birçok farklı ülkeden ve arşivden dans filmleri ve görüntüleri yer alıyor. Yaşadığı aşklar ve özel hayatıyla bir dönemin adından çok söz ettiren Polonya asıllı Hollywood yıldızı Pola Negri, dansıyla beyaz perdeyi kaplıyor. Polonya Başkonsolosluğu’nun desteğiyle gerçekleşen gösterimlerde Negri’nin iki önemli filmi seyirciyle buluşuyor: Bestia: Polonyalı Dansçı (Bestia: Polish Dancer, 1917) ve Mania (Mania, 1918). Büyüleyici yıldız Pola Negri’nin bilinen en eski filmi olan Bestia, fakir bir köylü kızı olan Pola’nın öyküsüne odaklanıyor. Bestia, 2017 yılında Filmoteka Narodowa tarafından 4K kalitesiyle restore edildi. 

Yine büyüleyici yıldız Negri’nin hayat verdiği Mania, genç ve güzel bir tütün fabrikası işçisinin besteci Hans’a olan aşkını anlatıyor. Uzun yıllar kayıp olduğu düşünülen ve 2006 yılında bulunan film restore edilerek dünyanın birçok şehrinde gösterildi. Çarpıcı mor ve sarı tonlardaki orijinal renkleri korunarak gerçekleştirilen restorasyon, alanındaki en başarılı uygulamalardan biri olarak görülüyor.

Bu seneki festivalin divası Pola Negri’yi aynı zamanda Hollywood’da çektiği İspanyol Dansçı (Spanish Dancer, 1923) filminde de seyredeceğiz. 17. yüzyılda İspanya’da geçen İspanyol Dansçı, tutkulu bir aşk hikayesi. 2012’de Hollanda EYE Film Müzesi tarafından yapılan restorasyonda, uzun yıllar filmin yarısına yakın kısmının eksik olduğu ortaya çıkarıldı. Farklı formatlardaki çeşitli kaynaklardan derlenerek orijinal senaryosuna uygun olarak restore edilen film, İstanbul’da ilk kez seyirciyle buluşacak.

Dünyanın birçok farklı ülkesinde sahne performansları sergilemiş ünlü Rus balerin Anna Pavlova’yı ise kadın yönetmen Lois Weber’in kamerasından seyrediyoruz. Porticili Dilsiz Kız (The Dumb Girl of Portici, 1916) 17. yüzyıl ortasında İspanya işgali altındaki Napoli’de yaşayan balıkçı kız Fenella’nın öyküsüne odaklanıyor. Dönemin en büyük bütçeli yapımlarından biri olan ve Pavlova’nin çektiği tek konulu film olma özelliği taşıyan bu film 2015’te iki farklı kopyadan derlenerek Library of Congress tarafından orijinal senaryosuna olabildiğince yakın halde restore edildi. Geçtiğimiz yıl Ayakkabılar adlı filmini gösterdiğimiz, yönetmen Lois Weber’e duyulan ilginin de artmasına yol açtı. 

Tropiklerin Deniz Perisi (La Sirène des Tropiques, 1927), Folies-Bergère’deki danslarıyla Paris’te muazzam bir ün kazanan ve 1950’lerde İstanbul’da da sahne almış Amerikalı dansçı Joséphine Baker’in ilk uzun metraj filmi. Seyahat yazıları ve macera öyküleriyle tanınan ünlü romancı Maurice Dakobra’nın kaleme aldığı, Monte Pueblo adlı kurmaca bir sömürgede geçen hikâyede Baker, sevdiği adamın peşinden Paris’e giderek sahne kariyerine adım atan egzotik güzel Papitou’yu canlandırıyor. Paris’te sergilediği sahne gösterileriyle örtüşen rolünde parlayan Baker, dönemin eleştirmenlerine göre güzelliği ve performansıyla olay örgüsünü gölgede bırakıyor, filmin önüne geçiyordu. Filmin sömürge topraklarının ve sömürge altındaki halkların temsili bugün hala tartışmalı. Lobster Films tarafından restore edilen bu film, konumuz dans olunca olmazsa olmaz filmlerden biri.


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!